Siber güvenliğin hızla yükselen unsurlarından birisi de siber istihbarat altyapısıdır. Her türlü verinin dijitalleştiği günümüzde devletlerin birçok farklı konuda açık ve gizli bilgiye ulaşmak için istihbarat inşa etmesi gerektiğini biliyoruz. Bu çerçevede siber istihbarat bilgi toplama, işleme, analiz etme ve bilgiyi yayma yöntemleriyle siber alandaki tehditleri, riskleri ve fırsatları tahmin edebilmek ve bunlara karşı nasıl bir yol izleneceğine dair karar verme sürecini desteklemektir. Siber güvenlik alanında çalışan firmaların sunduğu siber tehdit istihbaratı sadece ekonomik gücü yüksek şirketler tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Ulusal anlamda siber güvenliği temin edebilmek içinse istihbarat servislerinin bünyesinde uzun süreden beri siber istihbarat yapılanmalarının oluşturulduğu bilinmektedir. Genellikle farklı kurumların siber istihbarat topladığı gözlemlenen devletlerde bunların iyi bir yönetimle gerekli yerlere zamanında ulaşması siber güvenliğin zaman hassasiyeti açısından önemlidir. Siber istihbaratın özellikle ulusal anlamda ekonomik kayıpları minimize etmek gibi bir rolü de vardır. Günümüzde teknoloji araştırma ve geliştirme faaliyetleri için yapılan harcamalar ve bu geliştirmeleri kolayca elde etmek isteyen diğer ülkelerin siber saldırılarla bunları ele geçirmelerine en iyi örnek olarak Çinlilerin F-35 askeri uçak projesine yaptıkları saldırıları verebiliriz. Bunun yanında diğer sektörlerde de siber saldırılar firmaların en azından itibar kaybetmesine sebep olmaktadır. Ulusal ekonomik değerlerin tehditlere ve muhtemel saldırılara karşı zamanlıca uyarılmasında siber istihbarat yapılanmalarına büyük bir görev düştüğü açıktır. Siber istihbaratları son yıllarda zorlayan olayların başında sızıntılar gelmektedir. Julian Assange’ın yayınladığı Wikileaks belgeleriyle başlayan süreçte ABD ve müttefiklerinin gizli yazışmalarına kadar pek çok belge İnternete sızmıştır. Ardından, Orta Doğu ülkelerinin gizli yazışmalarından Stratfor firmasının hassas e-postlarına kadar birçok bilgi ve belge bütün İnternet kullanıcılarının erişimine açılmıştır. Benzer şekilde Edward Snowden da ortaya çıkardığı belgelerle ABD Milli Güvenlik Ajansı (NSA)’nın kullandığı birçok gizli teknoloji ve takip metodunu bilinir hale getirmiştir. 18 Haziran 2019’da Rusya’nın Federal Güvenlik Ajansı’na (FSB) yapılan saldırı ile 7.5 TB’lık bilgi ve doküman da İnternet’e sızdırıldı. Bunların yanı sıra, Rusya’nın uluslararası alanda devam ettirdiği birçok sosyal medya operasyonu ile Facebook ve Linkedin’de sürdürdüğü bilgi toplama projeleri açığa çıkmıştır. Uluslararası anlamda bu kadar aktif bir sürecin üstesinden gelebilmek için devletlerin güçlü karşı siber istihbarat yapıları kurarak, kendi güvenlik ihtiyaçlarına göre yapılanmalarının gerekli olduğu ortadadır.