Blog'dan Yazılar

Sizler için profesyonel yazarlarımız ile hazırladığımız makalelerimizi okuyun ve kendinizi geliştirin.

“Device eth0 does not seem to be present, delaying initialization” Hatasının Çözümü Linux
“Device eth0 does not seem to be present, delaying initialization” Hatasının Çözümü Linux
Merhaba, gün içerisinde bir fiziksel makineyi ESXi 5.5 hostuna convertion etmek istedim. Makine Centos 6.5 Convertion işlemi bittikten sonra sistemin açılışında başlıktaki belirttiğim gibi bir uyarı aldım ve ethernetin çalışmadığını farkettim. Çözümü aşağıda. Hatanın diğer belirtisini aşağıda detaylı anlattım. Terminal Ekranında # ifconfig yazıp sadece lo baglantısının aktif oldugunu görürsünüz. lo Link encap:Local Loopback inet addr:127.0.0.1 Mask:255.0.0.0 inet6 addr: ::1/128 Scope:Host UP LOOPBACK RUNNING MTU:16436 Metric:1 RX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0 TX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0 collisions:0 txqueuelen:0 RX bytes:0 (0.0 b) TX bytes:0 (0.0 b) eth0 baglantıyı aktif hale getirmek için; ifup eth0 Device eth0 does not seem to be present, delaying initialisation Çözüm için: # rm /etc/udev/rules.d/70-persistent-net.rules # reboot komutları ile 70-persistent-net.rules dosyasını silip reboot edin. Sistem yeni mac adresinize göre bu dosyayı otomatik olusturacaktır. Sistem Başladıktan sonra;  /etc/udev/rules.d/70-persistent-net.rules dosyasını açın (#vi /etc/udev/rules.d/70-persistent-net.rules) # This file was automatically generated by the /lib/udev/write_net_rules # program, run by the persistent-net-generator.rules rules file. # # You can modify it, as long as you keep each rule on a single # line, and change only the value of the NAME= key. # PCI device 0x8086:0x100e (e1000) SUBSYSTEM=="net", ACTION=="add", DRIVERS=="?*", ATTR{address}=="08:00:27:fe:c1:03", ATTR{type}=="1", KERNEL=="eth*", NAME="eth0" ATTR{address}=="...." satırında yazılı olan A /etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-eth0 Açılan ekranda; UUID   satırını silin. HWADDR parametresini ekleyin ve değerini kopyaladığınız mac adresi yapın. ctrl+x komutu ile kaydedip çıkın ve network servisini restart edin. Restart İşlemi için: #service network restart işlem tamamdır.  Vmware ESXi 5.5 üzerinde Centos 6.5 çalıştırabilir ve net erişimine ulaşabilirsiniz.
VMware ESXi Nedir? – ESXi Kurulumu, Yapılandırma ve Yönetimi
VMware ESXi Nedir? – ESXi Kurulumu, Yapılandırma ve Yönetimi
VMware ESXi Sanallaştırma Sunucusu Kurulum, Yapılandırma ve Yönetimi Bu makalemde sunucu sanallaştırma hakkında biraz bilgi verip, sunucu yönetim ve paylaşımı konusunda yaygın olarak kullanılan VMware firmasına ait ESXi ürününden bahsedeceğim. Öncelikle Temel Kavramlar | Sunucu Sanallaştırma Nedir?Fiziksel bir sunucunun, bir host sistemin içinde birbirinden bağımsız birden çok sunucuymuş gibi çalışmasını sağlamaktır. Yani bir bilgisayarı birden çok bilgisayar gibi çalıştırabilme işlemidir. Bu sanal sunucular VPS ya da VDS olarak adlandırılırlar.Sanallaştırılmış bir bilgisayar temelde sadece bir sabit disk dosyasıdır. Bununla birlikte sabit diskinizdeki bu dosya, aslında bir yedekleme (backup) dosyası olarak da kabul edilebilir. Yani bu dosyayı (içeriğindeki işletim sistemi ve uygulamaları) istediğiniz yere taşıyıp sonradan sanal makineye tekrar kopyalayarak çalıştırabilirsiniz.BT çalışanları için en büyük kabus bir server’ın bozulması ve yeniden kurulması işlemidir. Sanal sistemde ise mevcut serverın yedeklerini belirli zamanlarda alıyorsanız, bozulan serverın yerine yenisini koymanız en fazla 30 dakika sürmektedir. Ayrıca sanal ortama taşıdığınız sunucuları fiziksel ortama fiziksel ortamdaki sunucuları sanal ortama kolayca taşıyabilirsiniz. VPS (Virtual Private Server / Sanal Özel Sunucu) : Bağlı oldukları sunucuların kaynaklarını ihtiyaçları kadar kullanabilirler. VPS’de işlemci ve thread sınırlaması yoktur. Bu bir avantaj gibi görünsede bir sanal sunucuda işlemciyi zorlayan bir uygulama çalıştığında aynı hostta yer alan diğer sanal sunucular olumsuz etkilenirler. VDS (Virtual Dedicated Server / Sanal Ayrıştırılmış Sunucu): Özellikleri ve sınırları kullanıcı tarafından belirlenir. VPS’deki gibi aynı hostta bulunan sanal sunuculara müdahale yada diğer sunucuların VDS’e müdahelesi sözkonusu değildir. VMware ESXi Nedir? VMware 1999 yılında kurulumuş bir şirket ve ilk ürünü VMware Workstation’dır. Bu ürün bilgisayarlarımıza kurduğumuz ve Windows ile aynı zamanda diğer sanal pc lerin çalışmasını sağlayan bir yazılımdır. VMware bu başarılı ürünü server ortamı için geliştirmiş ve 2001 yılında ESX Server1′i adıyla bizlere sunmuştur. ESXi bir ürün değil, salt bir adaptör görevi gören Unix temelli bir işletim sistemidir. Evet bir işletim sistemidir, sunucu kaynaklarını yok denecek az derecede kullanan üzerine kurulan sanal sunuculara oldukça çok kaynak bırakan bir işletim sistemidir. VMware ESXi Kurulumu Kuruluma başlamadan önce ESXi sistem gereksinimlerine bakmakta yarar var. Bunun için “VMware Uyumluluk Kılavuzu” bakınız. Temel olarak 4Gb ram ve 2 cpu (sanal çift çekirdek işlemci uyumluluğu mevcut.) olmadan kurulum gerçekleştirilemiyor. BIOS üzerinden işlemcinizin Virtualization özelliğide aktif olmalıdır. NOT: ESXi kurulum için gerekli ISO dosyası için https://www.vmware.com/go/download-vspherehypervisor sayfasını ziyaret ediyoruz. Download için üye olmamız gerekmektedir, Login işleminden sonra Manually Download linkine basarak ISO dosyasını indirebilirsiniz.  CD’yi ya da kurulum yapacağımız medyayı host sunucuya takıp reboot yapalım.“Installer” işlemini başlatıyoruz. Kurulum için önyükleme işlemi devam ederken bekliyoruz. Hoşgeldiniz Ekranında  ekranında “Enter” tuşuna basarak kurulum işlemine başlıyoruz. Kurulum lisans sözleşmesini kabul etmek için “F11″ tuşuna basıyoruz.  Bir sonraki adımda ise harddisk seçimi geliyor, sistemde birden çok harddiskiniz yoksa tek olarak gözükecektir, Local bölmesinde diskimiz gözüküyor, seçip devam ediyoruz. Sonraki ekranda sunucumuzda kullanacağımız Klavye Dil Seti seçimi yapıyoruz. Sunucumuzun yönetici hesabı olan “root” kullanıcısı için parolamızı atıyoruz ve “Enter” tuşuna basıyoruz. Kurulum işlemi sistem bilgilerimizi toparlarken bekliyoruz. Kurulumu başlatmak F11 basıyoruz. Kurulum işlemi bitene kadar bekliyoruz. Kurulum işlemi bittikten sonra sunucuyu reboot etmek isteyecek, Enter a basıp reboot ettiriyoruz. Reboot ettikten sonra sunucu açıldıktan sonra karşımıza şöyle bir ekran gelecek. Bu ekran kurulumumuzun başarılı olduğunu göstermektedir. ESXi  Kurulum Sonrası Ayarlar, Yapılandırma ve Yönetim Sunucumuz açıldıktan sonra belli temel yapılandırmaları tamamlamak için “F2″ tuşuna basıyoruz. F2 tuşu ile konfigürasyon sayfasına geçebiliriz. Konfigürasyon sayfasına geçmek için az önce tanımladığınız root şifresini girmeniz gerekecek. Şifre, klavye ayarları, sistem logları ve en önemli kısmı ağ ve ip ayarları. Sunucumuzda ağ ayarlarını yapılandırmak için “Configure Management Network” menüsü üzerine geliyoruz ve “Enter” tuşuna basıyoruz. Karşımıza gelen alt menüden “IP Configuration” menüsüne geliyoruz ve “Enter” tuşuna basıyoruz. IP Adresi yapılandırma ekranında “Set static IP Address and network configuration” seçeneğini “Space” tuşuna basarak seçiyoruz ve sunucumuzun IP Adresi bilgilerini ağ yapılandırmamıza göre belirliyoruz. İşlemimiz tamamlandığında “Enter” tuşuna basarak ayarlarımızı kaydediyoruz. “IP Configuration” alt menülerinden “IPv6 Configuration” menüsüne gelip “Enter” tuşuna basıyoruz ve eğer IPv6 kullanmayacaksak bu özelliği aşağıdaki gibi kapatıyoruz. Yapmış olduğumuz ayarlar kaydetmek için “Enter” tuşuna basıyoruz ve yapılandırma menüsüne geri dönüyoruz. “IP Configuration” alt menülerinden “DNS Configuration” menüsüne geliyoruz ve “Enter” tuşuna basıyoruz ve ağ yapılandırmamıza göre DNS sunucu adresimizi ve sanallaştırma sunucumuzun makine ismini (hostname) yazıyoruz. Ayarlarımızı kaydetmek için yine “Enter” tuşuna basıyoruz ve yapılandırma menüsüne geri dönüyoruz. “IP Configuration” alt menülerinden “Custom DNS Suffixes” menüsüne geliyoruz ve DNS alan adımızı (domain) yazıyoruz. Yapmış olduğumuz ayarlar kaydetmek için “Enter” tuşuna basıyoruz ve yapılandırma menüsüne geri dönüyoruz. Sunucumuzda temel ağ ayarlarımızın yapılandırması tamamlandı. Ayarları yaptıktan sonra Esc ile çıkış yapıyoruz, çıkarken bize ayarları uygulamak için soru soruyor, Yes cevabı verip yaptığımız network ayarlarının uygulanmasını sağlıyoruz. Sunucumuz açıldıktan sonra belli temel yapılandırmalarımıza devam edebilmek için yine “F2″ tuşuna basıyoruz ve sunucumuzu kurarken atamış olduğumuz “root” yönetici hesabını ve parolasını giriyoruz ve “Enter” tuşuna basıyoruz. Sunucumuzda klavye ayarlarımızı yapmamız gerekiyorsa System Customization “Configure Keyboard” menüsü seçiliyken “Enter” tuşuna basıyoruz. Karşımıza gelen menüden klavye türünü seçebiliriz. Bu ayarı kurulum aşamasında belirlediğimiz için tekrar yapmamıza gerek yok ancak değiştirmemiz gerektiğinde bu menüden kolayca işlemimizi yapabiliriz. System Customization seçenekleriyle devam ediyoruz…Troubleshooting Options…Sorun giderme seçeneklerimizi belirlemek için “Troubleshooting Options” girelim. Burada ilk olarak “SSH” ile bağlanarak konsol açabilmemiz için bu seçeneklerimizi yapılandırıyoruz. Seçeneklerimizi aktif yada pasif duruma getirebilmek için “Enter” ile Enable / Disable seçeneklerini belirliyoruz. Şimdi ESXi sistemimize ait yönetici hesabımı olan “root” parolasını değiştirmek istediğimizde “Configure Password” menüsü üzerinde “Enter” tuşuna basıyoruz. Eski ve yeni parolamızı belirleyerek “Enter” tuşuna basıyoruz. ESXi Yönetim Konsolu Kurulum, Yapılandırma ve Sanal Sunucuları Yönetmek Nasıl?Şimdi sunucumuzu çalışır halde unutup, herhangi bir bilgisayarda browser’a sunucuya verdiğimiz ip adresini yazalım. Ssl uyarısı verirse onaylayıp geçelim ve karşınıza şu şekilde bir welcome sayfasının geldiğini göreceksiniz. Buradan Download vSphere Client linkine basıp sanal sunucuları yöneteceğimiz client uygulamasını indiriyoruz. Yönetim konsol uygulamızı bilgisayarımızda uygun bir dizine indiriyoruz. İndirmiş olduğumuz yönetim konsol uygulamamızı çift tıklayarak çalıştırıyor ve kurulumuna geçiyoruz.   Kurulum dil seçeneğimizi seçiyoruz ve “OK” düğmesine tıklıyoruz.  Kurulum işlemimiz başlıyor karşılama ekranında “Next” düğmesine tıklıyoruz. Lisans anlaşmamızı “I agree to the terms in the license agreement” seçerek “Next” ile ilerliyoruz…   Kurulum yapacağımız dizinde değişiklik yapacaksak ayarlıyoruz.        Bir sonraki ekranda “Install” ile kurulum işlemimizi başlatıyoruz ve tamamlanana kadar bekliyoruz. “Finish” ile kurulum işlemini başarılı bir şekilde tamamlıyoruz.Sanallaştırma yönetim konsolumuzu çalıştırmak için masaüstünde oluşan “VMware vSphere Client” kısayolumuza çift tıklıyoruz. IP Adresi kısmına tanımladığınız ip adresini girip, kullanıcı adına root, şifreye de root şifresini girerek login olun, sertifika ile ilgili bir soru soracak ignore deyip geçiyoruz, alttaki kutucuğu işaretlerseniz bir daha sertifika uyarısı vermeden login olabilirsiniz. Yönetim konsolumuz açılışta lisans anahtarımızı girmediğimiz için uyarıyor bu şekilde sunucumuzu herhangi bir kısıtlama olmadan 60 gün kullanabiliriz. 60 günün sonunda kendinize ücretli ya da free bir lisans edinmeniz gerekmektedir. Free lisans uygulamasında çeşitli kısıtlamalar olsada süresiz kullanım açılacaktır. Lisans için VMware sitesine login olduktan sonra My Vmware’e girin. Menüden Downloads – My Download History linkine basın, indirdiğiniz ESXi’in hemen karşısında lisans linkini göreceksiniz. O linke tıklayınn ve çıkan sayfadaki lisans anahtarını alıp client uygulamanızda Configuration – Licensed Features – Edit – Assign a new license key kısmından yeni lisansınızı ekleyin. Gelelim Yönetim Konsolumuza…İlk olarak açılan sanallaştırma yönetim konsolumuzda “Inventory” menüsüne tıklıyoruz. Sanallaştırma yönetim konsolumuz sorunsuzca açıldı. Şimdi bu ekrandan sunucumuzu yapılandırma, yönetim ve izleme işlemlerini yapalım. VMware ESXi Yapılandırma Nasıl?Sunucumuzda yapılandırma işlemleri için “Configuration” sekmesine tıklıyoruz. Yapılandırma menümüzde “Processors” seçeneğinde işlemcilerimizin ve sistemimizin bilgilerini inceleyebiliriz. Yapılandırma menümüzde “Memory” seçeneğimizde bellek bilgilerimizi inceleyebiliriz. Yapılandırma menümüzde “Storage” başlığında disk yapılandırmamızı yapabiliriz. Sunucumuza atanmış diskleri eklemek için sağ üst köşedeki “Add Storage” seçeneğine tıklıyoruz. Sunucumuza yerel veya depolama ünitemizden “storage” atanmış diskimizi ekleyeceğimiz için “Disk/LUN” seçeneği işaretliyken “Next” düğmesine tıklıyoruz. “VMFS-5″ dosya sistemini seçiyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Eğer sunucumuzda eski tip dosya sistemini kullanan “host” mevcut ise “VMFS-3″ tercih etmeliyiz. Ayrıca “VMFS-5″ 2TB ve üzeri disklerede destek sunmaktadır. Atanacak disklerimizin bilgilerini inceledikten sonra “Next” düğmesine tıklıyoruz. Disk ünitemiz için bir isim atıyoruz ve yine “Next” düğmesine tıklıyoruz. Diskimizin tamamını veya belli bir bölümünü kullanacaksak gerekli yapılandırmayı yapabiliriz. Yapılandırmamız tamamlandıktan sonra “Next” düğmesine tıklıyoruz. “Custom Space Settings” ile özelleştirebiliriz. Son olarak yapılandırma bilgi ekranımızıda inceledikten sonra “Finish” ile sunucumuza atanmış olan diskimizin tanımlamasını sona erdiriyoruz. Yapılandırma için bir sonraki adımımıza geçebiliriz. Sırada Network Yapılandırması…menümüzde “Networking” seçeneğini seçiyoruz. Mevcut olan ağ yapılandırmamıza farklı bir ağ yapılandırması ekleyeceğiz. Örneğin sanallaştırılan sunucularımız içerisinde internete hizmet veren DMZ alan sunucularımız için bir ağ yaratalım. Bu işlemi yapabilmek için sağ üst köşedeki menüden “Add Networking” seçeneğimize tıklıyoruz. Ekleyeceğimiz ağ grubumuz sanal makinelerimize hizmet edecek bir ağ olacağı için “Virtual Machine” seçeneğini işaretliyoruz. Eğer iSCSI, NFS vb. servisler için bir ağ grubu ekleyeceksek “VMkernel” seçeneğini seçiyoruz. Gerekli seçimimizi tamamlandıktan sonra “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuzda DMZ alan için atanmış olan ağ kartımızı seçiyoruz. Sunucumuzda DMZ ağı için bir ağ kablosu fiziksel olarak bu ağ kartı portuna takılı olmalıdır. Gerekli seçimi yaptıktan sonra “Next” düğmesine tıklıyoruz. Yapılandırma menümüzde “Storage Adapters” seçeneğimizi yapılandıralım. Sunucumuza “iSCSI” kartı ekleyelim. Bunun için sağ üst köşedeki “Add” seçeneğine tıklıyoruz. “Add” ile açılan pencerede sunucumuzda ekleyebileceğimiz bir “FCoE” kartı olmadığından sadece “iSCSI” seçeneğimiz aktif geliyor. “Add Software iSCSI Adapter” seçeneği işaretliyken “OK” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuza “iSCSI” kartımız eklendikten sonra sağ tık menüsünden “Properties” seçeneğine tıklayarak yapılandırmamızı tamamlamamız gerektiği ile ilgili uyarı ekranında “Tamam” seçeneğini tıklıyoruz. “Properties” seçeneğinde iSCSI disk atama ve diğer işlemlerimizi yapabiliriz.    “iSCSI” kartımızın depolama adaptörlerimiz arasına eklendiğini görüyoruz.  “Network Adapters” seçeneğimizden sunucumuzda mevcut olan ağ kartlarımızı inceleyebiliriz. “Advanced Settings” sunucumuzda bulunan donanımları direk olarak kullanmak üzere yapılandırabiliriz. “Power Management” güç seçeneklerimizi buradan yapılandırabiliriz. Burada önerilen sunucumuzu eğer destekliyorsa “High Performance” modunda çalıştırmamız olacaktır. ESXi Sunucumuzda şimdi de yazılımsal yapılandırmamıza bakalım. Sunucumuz için almış olduğumuz lisans bilgilerini girebileceğimiz “Licensed Features” seçeneğine geliyoruz ve sağ üst köşedeki “Edit” seçeneğine tıklıyoruz. Sunucumuz için “Lisans Anahtarımızı” resimdeki gibi giriyoruz ve “OK” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuz “NTP” yani Ağ zaman Protokolü ayarlarımızı yapabilmek için sağ üst köşedeki “Properties” seçeneğine tıklıyoruz. Zaman ayarlarımızı yapıyoruz ve “NTP Client Enabled” seçeneğini işaretledikten sonra “Options” düğmesine tıklıyoruz. Zaman yapılandırmamızda “General” sekmesindeyken “NTP” servisinin sunucumuz açılırken default olarak başlaması için “Start automatically if any ports are open…” seçeneğimizi işaretliyoruz ve servisimizi başlatmak için “Start” düğmesine tıklıyoruz. Devamında zaman sunucularımızı yapılandırmak için “NTP Settings” sekmesine geçiyoruz. Sunucumuzun zaman eşitlemesini yapabileceği sunucu adresimizi “NTP Server” yazıyoruz ve “OK” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuzda “DNS” sunucu adreslerimizi ve yönlendirme (routing) ayarlarımızı yapılandırmak için sağ üst köşedeki “Properties” seçeneğine tıklıyoruz. Sunucumuzun ismini, “domain/workgroup” adı yapılandırmamızı ve isim çözümleme hizmetimiz için “DNS” sunucumuzun adresini giriyoruz. Yönlendirme (routing) yapılandırmamız için “Routing” sekmesine geçiyoruz. Yönlendirme (routing) yapılandırmamız varsayılan ağ geçidimizi yazıyoruz ve “OK” düğmesine tıklıyoruz. “Authentication Services” seçeneğine geliyoruz ve sağ üst köşedeki “Properties” seçeneğine tıklıyoruz. Eğer ağ ortamımızda bir “Active Directory” servisimiz varsa ve bunu yapılandıracaksak “Authentication Services” ayarlarından bunu yapılandırabiliriz. Kimlik doğrulama yapılandırma ekranımızda “User Directory Service” olarak “Active Directory” seçeneğini seçiyoruz ve “Domain” adımızı yazıyoruz ardından sunucumuzu etki alanımıza üye yapabilmek için “Join Domain” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuzu etki alanımıza üye yapabilmek için User name ve Password giriyoruz ve “Join Domain” düğmesine tıklayarak sanallaştırma sunucumuzu etki alanımıza üye olmasını sağlıyoruz. Artık etki alanımızdaki ve “Active Directory” de kayıtlı kullanıcı ve gruplarımızı sanallaştırma sunucumuzda kullanabiliriz. Sunucumuzu etki alanından çıkartmak istersek “Properties” seçeneğimize tıklayarak açılan ekrandan “Leave Domain” düğmesine tıklayarak etki alanımızdan ayrılmasını sağlayabiliriz. “Virtual Machine Startup/Shutdown” seçeneğinden sunucumuzun açılış ve kapanış seçeneklerini yapılandırabiliriz. “Virtual Machine Swapfile Location” Takas dosyası (swapfile) yapılandırmamızı yaptığımız kısımdır. NOT: “swap” dosyamızın yerel veya “ssd” türü bir diskte bulunmasını sağlamalıyız. Çünkü “swap” dosyamızı storage vb. ortamlarda tutarsak aradaki bağlantıda bir sorun olduğunda sanallaştırma işletim sistemimize erişemeyiz.  “Security Profile” Sunucumuzda çalışacak servisleri ve güvenlik duvarı (firewall) izinlerini yapılandırabiliriz. Bu işlem için sağ üst köşede bulunan “Properties” menülerine tıklamalıyız. Sunucumuzda çalışacak servisleri ayarlamak için “Options” düğmesine tıklıyoruz ve çalışmasını istediğimiz servisin seçeneğini ayarlıyoruz. Servisimizi hemen başlatmak için “Start” ve “OK” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuzda güvenlik duvarı (firewall) izinlerini ayarlamak için “Firewall Properties” seçeneğinden gerekli ayarları yapabiliriz. “Host Cache Configuration” seçeneğinden sunucumuz için önbellek yapılandırması yapabiliriz. Bu işlemi hızlı olabilmesi için “SSD” disk grupları üzerinde yapmalıyız. Disk grubumuzu atamak için disk ekleme seçeneğinden “SSD” disk grubumuz varsa eklemeliyiz. “System Resource Allocation” seçeneğini yapılandırmak için sağ üst köşede bulunan “Edit” seçeneğine tıklıyoruz. Sunucumuzda kaynakları kısıtlamak istiyorsak burada çeşitli ayarlar yapabiliriz. “Agent VM Settings” seçeneğinden çalışmasını istediğimiz “agent” ları yapılandırabiliriz. “Advanced Settings” seçeneğinden sunucumuzun gelişmiş ayarlarını yapılandırabiliriz. VMware ESXi  Yerel kullanıcı ve grupları yapılandırmak  Nasıl? Menüden “Local Users & Groups” sekmesine geçiyoruz. Sunucumuzda yerel kullanıcı veya grup eklemek için boş bir yerde sağ tıklıyoruz ve “Add” seçeneğini seçiyoruz. Eklemek istediğimiz kullanıcı veya grup bilgilerini yazarak “OK” düğmesine tıklıyoruz. Menüden “Permissions” sekmesine geçiyoruz ve kullanıcı yetkilendirmelerimizi yapabilmek için boş bir yerde sağ tıklayarak “Add Permission” seçeneğine tıklıyoruz. Kullanıcıya yetki verebilmek için sağ taraftan yetki rolünü seçiyoruz ve “Add” düğmesine tıklıyoruz. VMware ESXi  Teaming Nasıl? Menümüzde “Networking” seçeneğinden sunucumuzda ağ kartlarımız için “Teaming” yapılandırması yapalım. Teaming ile birden fazla ethernet kartımızı tek bir ağ kartı gibi çalıştırarak ağ performansımızı arttırabiliriz. Bu işlemi yapabilmek için “VM Network” yapılandırmamızın “Properties” seçeneğine tıklıyoruz. Açılan ağ yapılandırma menümüzden “teaming” işlemi için kartlarımızı eklemek üzere “Network Adapters” sekmesine tıklıyoruz. “Network Adapters” sekmesinde “Add” düğmesine tıklıyoruz. “teaming” işlemi için kullanacağımız kartlarımızı seçiyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Burada dikkat edeceğimiz ekleyeceğimiz kartların “VM Network” ağı ile aynı grupta (subnet) olmasıdır. Sonra “Next” düğmesine tıklıyoruz.  “teaming” için ağ kartlarımızı ekleme işlemini tamamlamak için “Finish” düğmesine tıklıyoruz.  “teaming” işlemi için ağ kartı ekleme işlemimiz tamamlandı. Artık 2 adet ağ kartımız “teaming” işleminde kullanılmak üzere hazır durumdadır. Bu kartlarımızı “teaming” işlemi ile “1 GB/s x 2 = 2 GB/s” olarak çalıştırabileceğiz. Sunucumuzda “teaming” yapılandırması yapabilmek için “Ports” sekmesine geçiyoruz ve “VM Network” seçiliyken “Edit” düğmesine tıklıyarak açılan menüden “NIC Teaming” sekmesine geçiyoruz. Sunucumuzda “teaming” yapılandırmamızı resimdeki gibi yapıyoruz bu işlemin çalışabilmesi için ağ anahtarı (switch) tarafında ağ kartlarının bağlı olduğu portların “EtherChannel” yapılandırmasının yapılmış olması gerekmektedir. Diğer modlarda ise ağ anahtarı “switch” tarafında herhangi bir yapılandırma yapılması gerekmemektedir. Gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra “OK” düğmesine tıklıyoruz. “teaming” yapılandırması tamamlamak için “Close” menüsüne tıklıyoruz. “teaming” yapılandırmamız tamamlandı artık sunucumuz ağımıza “2GB/s” olarak bağlanmaktadır. Sunucumuzda Yönetim ve İzleme işlemleri için diğer sekmeleri kullanabiliriz. “Getting Started” sekmesinde yeni sanal makine yaratmak için “Create a new virtual machine” seçeneğine tıklayabiliriz. Sunucumuzun genel özelliklerini görebilmek için “Summary” tıklayınız. Çalışan sanal makineleri izlemek için “Virtual Machines” sekmesini tıklayınız. Ayrılmış sistem kaynaklarını izlemek için “Resource Allocation” tıklayınız. Sunucumuzun performans durumlarını (İşlemci, Bellek, Disk) izlemek için “Performance” sekmesini tıklayınız. İzleme kaynağı sağ üst menüden seçilebilir. Sunucumuzun olay görüntüleyicisine “Events” sekmesinden ulaşabiliriz. Sunucumuzu kapatmak veya yeniden başlatmak için sol üst köşedeki sunucu simgesini sağ tıklıyoruz ve kapatma seçeneklerimizi seçiyoruz. VMware ESXi Sanal Makine Yaratma Nasıl? “Create a new virtual machine” tıklıyoruz. Sanal makineyi özelleştirilmiş olarak yaratacağımız için “Custom” seçeneği işaretliyken “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makine için isim belirliyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinenin hangi disk alanı üzerinde yaratılacağını seçiyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makine versiyonunu seçiyoruz sonra “Next” düğmesine tıklıyoruz. Kuracağımız işletim sistemini seçiyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinemize atayacağımız işlemci ve çekirdek sayısını belirliyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Bir sonraki ekranda bellek miktarını belirliyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinemizin hangi ağ ortamında olacağını belirliyoruz. Eğer sanal makinemiz yerel ağ ortamımıza hizmet edeceği için “VM Network” ağ grubunu seçiyoruz. “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinemizin disk bağlantısı için kullanacağı sanal SCSI kart türünü seçiyoruz ve “Next” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinemiz için yeni bir disk yaratacağımız için “Create a new virtual disk” seçeneği işaretliyken “Next” ile bir sonraki ekrana geçiyoruz. Depolama yöntemini belirliyoruz ve “Next”  ile ilerliyoruz. Bu ekranda birçoğumuza yabancı bazı disk depolama kavramlarından bahsedelim; Thick Disk Nedir: Thick diskler oluşturuldukları zaman oluşturulan alan kadar disk’de yer kaplayan disk türüdür. Bu disk türleri kendi içinde eager zeroed ve lazy zeroed olmak üzere ikiye ayrılır. Lazy-zeroed: Lazy-zeroed thick diskler de ilk oluşturdukları zaman allocated edilmiş tüm alana sahiptirler fakat her blok yalnızca ilk data yazıldığında sıfırlanır. Bu diskin daha kısa sürede oluşturulmasını sağlar fakat bir blok’a ilk kez yazılacağından performansın düşmesine neden olur.  Diske data sonradan yazılmasına rağmen eager-zeroed thick disk’lerle aynı performansa sahiptiler. Eager-zeroed: Eager-zeroed thick diskler allocated edilmiş tüm alana sahiptirler ve oluşturulduğu zaman sıfırlanırlar. Bu diskleri oluşturmak için gereken süreyi uzatır fakat her blok’a ilk defa data yazılacağı için performans açısından en iyi çözümü sağlar. Thin Provision: Thin Virtual disk’ler oluşturulduğunda tanımlanan disk alanı kadar fiziksel disk’de alan allocate etmezler, thin-provision sayesinde ihtiyacı olan alan kadar allocate işlemini gerçekleştiriler bu  yazılmamış dosya blok’larına ilk defa data yazılacağı için yüksek I/O oluşmasına neden olur fakat eager-zeroed thick disk’ler ile aynı performansa sahiptirler. Disk Depolama yönteminide seçtikten sonra “SCSI” bağlantı noktasını seçiyoruz. Bu ekrandaki modlar ise kısaca; Persistent : Değişiklikleri hemen diske yazılır bu nedenle bu mod en iyi performansı sağlar.Nonpersistent : Değişiklikler  sistem power off olduğunda kaybolur diske yazılmaz.Undoable: Bu bir depented disk modudur ve default olarak gelir. Anlık olarak sanal makinaların snapshot’ını alır ayrıca bu snapshot’ın içersinde bellek ve diskdeki sanal makina ayarları gibi bir çok bilgileri de içerir. Gereksiz snapshot’ların sistemde tutulması performası etkileyecektir. Sanal makinemizde başka değişiklikler veya donanımsal eklemeler yapacaksak “Edit the virtual machine settings before completion” kutucuğunu işaretliyoruz ve “Continue” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinemizde donanımsal ekleme veya çıkartma işlemlerimizide tamamladıktan sonra “Finish” düğmesine tıklıyoruz. Sanal makinamızı yarattık. Şimdi işletim sistemimizi kurmak için seçeneklerimizi yapılandıralım. “Configuration” ardından “Storage” seçeneğine tıklıyoruz ve kurulum imajlarımızı yükleyeceğimiz diskimizin üzerinde sağ tıklayarak “Browse Datastore” seçeneğini açıyoruz. “Datastore Browser” ekranında “/” dizini seçiliyken imajları koymak için dizin yaratma simgesine tıklıyoruz. Yaratacağımız dizin için isim atıyoruz ve “OK” düğmesine tıklıyoruz. Ben “OS” operating system isminde bir klasör yarattım siz dilediğiniz ismi verebilirsiniz. Kurulum imajlarımızı depolamak için yarattığımız dizin “OS” seçiliyken “Upload” simgesine tıklıyoruz. Yükleyeceğimiz işletim sistemi kurulum imajımızı bilgisayarımızdan seçiyoruz ve “Aç” düğmesine tıklıyoruz. İmaj dosyası varolan bir dosya ise üzerine yazılacağı konusunda bizi uyarıyor. Uyarı ekranını kapatıp yükleme işlemini başlatabilmek için “Yes” düğmesine tıklıyoruz. İşletim sistemi kurulum imaj dosyamız yüklendi. Kurulum imaj dosyamısı sanal makinemize önyüklenebilir olarak eklemek için sanallaştırma yönetim konsolumuzda yarattığımız sanal makine seçiliyken karşımıza çıkan menüden “Edit virtual machine settings” seçeneğine tıklıyoruz. “CD/DVD drive 1″ donanımına tıklıyoruz. Sağ taraftaki seçeneklerden “Datastore ISO File” seçeneğini işaretliyerek “Browse” düğmesine tıklıyoruz. Sunucumuza az önce kopyaladığımız işletim sistemi imajını seçiyoruz “OS” klasörü içerisinden seçip “OK” düğmesine tıklıyoruz. Kurulum işlemine başlayabilmek için sanallaştırma yönetim konsolumuzda “Power on the virtual machine” seçeneğine tıklıyoruz. Şimdi yüklediğimiz imaj dosyasından az önce yarattığımız sanal makinemizin kurulumu başlatalım. Kurulum fiziksel bir makinada nasıl ise ve işletim sisteminin türü ne ise o şekilde olacaktır. Sanal makinemizin kurulum işlemi adımlarını takip edebilmek için “Console” sekmesine veya ayrı bir pencerede görebilmek için “Launch Virtual Machine Console” düğmesine tıklayabilirsiniz. VMware ESXi  üzerine detaylı kaynak ve dökümantasyon için tıklayınız.VMware ESXi Tutorials için tıklayınız.
VMware Workstation Sanallaştırma Ürünü Kullanımı ve Virtualization İşlemleri
VMware Workstation Sanallaştırma Ürünü Kullanımı ve Virtualization İşlemleri
Sanallaştırma teknolojisinde VMware en çok kullanılan ve yatırım yapan firma olarak birçok veri merkezi tarafından tercih edilmektedir. Bu makalemde VMware Workstation detaylı kullanımını ve herhangi bir işletim sistemini kurmadan önce Virtualization işleminin hazırlanma sürecini anlatacağım. İlk olarak VMware sitesinden VMware Workstation 12 Pro versiyonunu resmi sitesinden bilgisayarınıza indirip kurunuz. Create a New Virtual Machine diyerek herhangi bir işletim sistemini bilgisayarımıza kurmaya başlayalım.   Kolay bir kurulum için Typical ile devam edebilirsiniz. Detaylı sanallaştırma işlemi için Custom diyerek devam edebilirsiniz. Burada VMware Workstation sürümlerini ve limitlerini görebilirsiniz. Fusion ise Mac için tasarlanmış sanallaştırma teknolojisidir. Kullandığımız VMware Workstation ise Windows için tasarlanan modelidir. Limitler ise 64 GB Bellek, 16 çekirdek işlemci, 10 Gbps Network desteği ve 8 TB disk kapesitesi desteği mevcuttur. Yükleyeceğimiz işletim sistemi türünü detaylı seçeceğimiz için bunu sonraya bırakıyoruz. Daha sonra işletim sistemi penceresi gelecektir. Burada Windows, Linux, Solaris, Novell gibi hangi işletim sistemini yüklemek istiyorsak onu detaylı olarak seçip devam demeniz yeterli. Örnekle Siz Pardus işletim sistemi yüklemek isterseniz Linux seçip Debian 64 bit ile devam etmeniz gerekecektir. Aynı şekilde CentOS, Redhat, Suse gibi popüler işletim sistemleri ise programda seçenekler olarak mevcuttur. Sanal makinemize herhangi bir isim vererek devam ediyoruz. Sanal makinede kullanacağımız disk miktarını belirliyoruz. Sanal makinenizin performansını artırmak için Store virtual disk a single file seçeneğini seçip devam ediniz. Daha sonra Customize Hardware diyerek detaylı ayarlar penceresine geçiyoruz. Memory: Bellek varsaılan 512 MB olup bunu 2048 MB yapabilirsiniz.Processors: İşlemci ve Çekirdek sayısını ayarlayabilirsiniz. 1 adet işlemci ve 2 çekirdek olarak ayarlayabilirsiniz. CD/DVD: bu kısımda Use ISO image file kısmından yükleyeceğimiz işletim sisteminin ISO kalıbını seçiyoruz.Network Adapter: Varsayılan NAT olup bunu Bridged olarak seçin. Bu sayede sanal makineniz ağınızdaki diğer cihazlar gibi IP adresi alıp ağınızdaki diğer cihazlar ile konuşabilir duruma gelecektir. USB Controller, Printer ve Sound Card kullanmıyorsanız Remove diyerek kaldırabilirsiniz. Tüm ayarlamalar bittiğinde Close demeniz yeterli. Sanallaştırma özetine baktıktan sonra Finish diyerek artık işletim sistemi kurulum işlemine geçebilirsiniz. Sanal makine kurulumu bittikten sonra VMware Workstation arayüzünden sanal makine adımıza gelip sağ tıklayıp Settings diyerek CD/DVD seçeneğini seçip Remove diyebilirsiniz. Ev ortamında işletim sistemi denerken kurulum sonrası genelde bunu yaparım. Silmek istemiyorsanız yine aynı kısımdan Connect at power on seçeneğini kaldırıp OK diyebilirsiniz.
VMware Workstation Kullanımı: Sanal Makineye Ve Sanal Ağ Yapılandırmasına Ait Temel Seçenekler
VMware Workstation Kullanımı: Sanal Makineye Ve Sanal Ağ Yapılandırmasına Ait Temel Seçenekler
Sızma testleri başta olmak üzere bir çok işlemde sanal makinelerin kullanımını önemni arttırmaktadır. Bu yazıda VMware Workstation aracının kullanımı ile ilgili temel kavramlardan bahsedilecektir.Pentist: Sızma Testleri ve Bilgi Güvenliği Danışmanlık Hizmetleri A) Sanal Makineye Ait Yapılandırmalar Kapalı bir VMware Workstation sanal makinesinin aracına ait temel seçenekler aşağıdaki gibidir: A.1) Settings Seçeneği Sanal makine sağ tıklanarak “Settings…” seçeneği tıklandığında yeni bir pencere açılmaktadır. Bu pencerede 2 sekme görülmektedir: “Hardware” ve “Options”. A.1.1) Hardware Sekmesi Sanal makineye ait RAM ayarı “Memory” aygıtı ile gerçekleştirilebilir. RAM boyutunun fazla verilmesi fiziksel makinenin gereksiz yorulmasına sebep olabileceği gibi, az verilmesi ise sanal makinenin yavaş çalışmasına sebep olacaktır. Not: RAM değişikliği sanal makine açık iken gerçekleştirilememektedir. İşlemci ayarı ise “Processors” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Bellek ayarına benzer olarak işlemcinin de uygun şekilde ayarlanmalıdır. Disk ayarı “Hard Disk (SCSI)” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Mevcut durumda sanal makine fiziksel makinede en fazla 30 GB yer kaplayacağı belirtilmektedir. Disk miktarının çok düşük olması sonraki aşamalarda sanal makineye yüklenecek uygulamalar veya dosyalar için problem çıkartabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. CD/DVD ayarı için “CD/DVD (IDE)” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Bu aygıt ile, Fiziksel makinedeki bir ISO dosyası sanal makineye aktarılabilmektedir. Ağ ayarı için “Network Adapter” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Ağ yapılandırılması ikinci başlıkta ayrıntılı olarak incelenecektir. USB ayarı için “USB Controller” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Veri transferi için bu aygıt kullanılabilmektedir. Ses kartı ayarı için “Sound Card” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Görüntü ayarı için “Display” aygıtı ile gerçekleştirilmektedir. Yeni bir aygıt eklemek için mevcut sekmenin altındaki “Add” butonu kullanılabilir. Açılan donanım ekleme sihirbazında arzu edilen aygıt seçilir. Sonraki adımda ise, eklenmesi istenilen aygıtın ayarı gerçekleştirilir. Böylece yeni aygıt eklenmiş olur. A.1.2) Options Seçeneği Bu seçenek ile sanal makineye ait gelişmiş yapılandırma ayarları gerçekleştirilebilir. Bu seçenekler çok fazla kullanılmadığı için incelenmeyecektir. A.2) Snapshot Seçeneği Sanallaştırma sisteminin en önemli faydalarından birisi bir hata sırasında daha önceden belirlenmiş bir noktaya kolay bir şekilde geri dönüşün sağlanabilmesidir. Bu işlem “Snapshot” özelliği ile sağlanabilmektedir. Bir snapshot almak için “Snapshot > Take Snapshot…” adımı izlenebilir. Açılan pencerede isim ve tanım bilgisi girilerek “Take Snapshot” butonu tıklanır. Not: Snapshot alınması sırasında, sanal makinenin kapalı olması, snapshot dosyalarının sanal makinede daha az yer kaplamasını sağlayacaktır. Bu sebeple, çok zorunlu değil ise, makinelerin snapshot’ının açık iken alınmaması tavsiye edilir.Snapshot’ların izlenmesi ve yönetimi için “Snapshot > Snapshot Manager” adımı izlenebilir. Bu pencerede istenilen snaphot seçilerek “Go To” butonuna tıklanırsa ilgili snapshot’ın alındığı duruma dönülebilir. Benzer olarak, “Delete” butonuna tıklanırsa da ilgili snapshot silinir. A.3) Manage Seçeneği Bir sanal makinenin kopyasının alınması, sanal makineye ait dosyaların fiziksel makineden kaldırılması gibi işlemler için Manage seçeneği kullanılabilir. Sanal makinenin klonunun alınması için “Manage > Clone…” adımı izlenebilir. Açılan sanal makine klonlama sihirbazı ile klonlama işlemi başlatılır. Klonlama işlemi mevcut durumda gerçekleştirilebildiği gibi, daha önceden alınmış bir snapshota ait durumun da snapshot’ı alınabilir. Sonraki adımda ise orijinal makineden bağımlı veya bağımsız türde bir sanal makinenin oluşturulacağı belirlenir. Sonraki adımda ise, klonlanacak sanal makinenin adı ve fizilsel yeri belirtilir. Böylece klonlama işlemi gerçekleşir. Böylece birbirinden bağımsız 2 adet sanal makine oluşmuş olur. Bir sanal makineyi disk sisteminden silmek için “Manage > Delete From Disk” adımı izlenebilir. Gelen pencerede silme işlemi onaylanır. Not: Sanal makineyi disk sisteminden silmeden sadece uygulamaya ait kütüphane (Library) penceresinden kaldırmak için, sanal makine sağ tıklanarak “Remove” seçeneği kullanılabilir. A.4) Power Seçeneği Bir sanal makineyi açmak, kapatmak, uykuya almak gibi işlemlerin gerçekleştirildiği seçenektir. Kapalı bir sanal makineyi açmak için “Power > Start Up Guest” veya “Power > Power On” adımları izlenebilir. Böylece sanal makineye ait ikon yeşil renge dönecektir. Açık bir makineye sağ tıklanarak “Power” seçeneği kullanıldığında, diğer güç seçimleri (shutdown, suspend, guest,…) gerçekleştirilebilir. Ayrıca, daha önceden aktif olmayan bazı seçeneklerin, sanal makine açık iken aktif olduğu görülmektedir. Örneğin, kapalı durumdaki bir sanal makinede “Removable Devices” seçeneği pasif iken, bilgisayar açıldığında bu seçenek aktif hale gelmektedir. Tam tersi olarak da açık bir bilgisayarda “Remove” seçeneği pasif iken, kapalı bilgisayarda ise bu seçenek aktiftir. B) Sanal Ağ Ait Yapılandırmalar Bu başlık altında, VMware Workstation için sanal ağ yapılandırması oluşturulacak ve sanal bir makineye ait adaptörlerin ağ ayarlama işlemi gerçekleştirilecek olup sanallaştırma sisteminin ağ ayarının gerçekleştirilmesi ve sanal bir makinenin ağ ayarının gerçekleştirilmesi olarak 2 başlık altında incelenecektir. B.1) Sanallaştırma Sisteminin Ağ Yapılandırması: Virtual Network Editor Sanallaştırma sisteminin ağ yapılandırması sanal makinelerden bağımsız olarak gerçekleştirilen genel (Global) ayarlardır. Bu ayarları gerçekleştirmek için “Edit > Virtual Network Editor” adımları izlenir. Açılan pencerede varsayılan durumda 3 adet sanal ağ kartı (VMnet0, VMnet1 ve VMnet8) bulunmaktadır. Her sanal ağ kartı için birer sanal ağ tipi atanmış olarak bulunmaktadır: Bridged, Host-Only ve NAT. Bu ağ tipleri aşağıdaki gibidir. B.1.1) Bridged Mod Fiziksel bilgisayar ile sanal bilgisayarın aynı ağdaymış gibi davranmasını sağlayan moddur. Böylece, sanal makine, fiziksel makine ile aynı ağdaymış gibi davranır ve kendine ait bir MAC adresi bulunur. Kendisine ait MAC adresi ile (ağda DHCP varsa otomatik olarak) aynı ağdan IP/DNS/Gateway alır, ağdaki diğer bilgisayarlara (yetkisi dahilinde) erişir. Not: Kablosuz ağ ile erişim sağlandığında kablosuz ağa ait adaptör, kablolu ağ ile erişildiğinde kablolu ağa ait adaptör, VPN yapıldığında VPN ağına ait sanal adaptör, Bluetooth ile erişim sağlandığında bu ağa ait adaptör,… vs seçilebildiği gibi, adaptör seçiminin otomatik olarak gerçekleştirilmesi de sağlanabilir. Fiziksel makinedeki adaptörlere göre Bridged moda alınabilecek adaptörler de değişiklik gösterebilir. B.1.2) Host-only Mod Sanallaştırma sistemindeki makinelerin kendi içerisinde bir ağ oluşturması ve sadece fiziksel makine ile erişim sağlanması isteniyorsa bu ağ modu tercih edilebilir. Özellikle zararlı yazılım analizinde fiziksel makinenin bulunduğu ağı korumak için Host-only mod tercih edilir. Bu modda, sanal makine ile fiziksel makine arasında sanal bir ağ kartı ile özel bir ağ oluşturulur. Host-only ağ adaptörleri kullanıldığında; sanal makine, fiziksel makinenin bulunduğu ağa ve kaynaklara erişim sağlayamaz, bu sebeple sanal makine internete de çıkış sağlanamaz. Host-only mod için DHCP ayarları “DHCP Settings…” butonuna tıklanarak gelen pencerede gerçekleştirilebilir. Yukarıda belirtilen ayarlara göre, bu ağa dahil olan ilk sanal makine 192.168.92.128 IP’sine sahip olacaktır. B.1.3) NAT modu Bu modda fiziksel makineye ait ağ adaptörü bir firewall görevi görerek, sanal makinenin fiziksel makineye ait kaynaklara erişmesini sağlar. NAT moddaki sanal makine, fiziksel makinenin ağ adaptörü üzerinden kaynaklara erişim sağlayacağı için, fiziksel makinenin erişim sağlayabildiği kaynaklara eriş sağlayabilirken, fiziksel makinenin erişemediği kaynaklara erişim sağlayamaz. Dış dünyadaki herhangi bir mekanizma (Firewall / IPS / Proxy gibi), sanal makine tarafından gerçekleştirilen her erişim, fiziksel makineden erişilmiş gibi algılar. Host-only modunda olduğu gibi, NAT modu için DHCP ayarı “DHCP Settings” butonu ile gelen pencerede gerçekleştirilebilir. Bunun yanında “NAT Settings” butonu ile gelen pencerede ise DNS ayarları, NetBIOS ayarı ve Port Forwarding ayarı gerçekleştirilebilir. Port Forwading ayarı için “Add” butonuna basılır. Gelen pencerede istenilen ayar gerçekleştirilebilir. Fiziksel makinenin 3390 portuna gelen trafiğin sanal makinenin 3389. Portuna yönlendirilmesi aşağıdaki gibidir. Bu kural ile fizilsel makinenin 3390. portuna RDP yapıldığında, sanal makineye RDP yapılmış olacaktır. Benzer olarak, sanal makinenin HTTP servisine erişim sağlamak için de aşağıdaki gibi bir kural eklenebilir. İstenirse varsayılan adaptörlere ek adaptörler de eklenebilir. Bu amaçla, “Add Network” butonu kullanılabilir. Daha sonra oluşturulan yeni adaptör, istenilen moda alınabilir. Not: Bir sanallaştırma sisteminde NAT modda sadece bir ağ kartı bulunabilir. Bu sebeple, bir adet NAT modunda ağ kartı varken, ikincisi eklenemez. B.2) Sanallaştırma Sisteminin Ağ Yapılandırması: Settings > Network Adapter Sanallaştırma sisteminde ağ kartlarını oluşturduktan sonra bu ağ kartları sanal makinelere atanabilir. Sanal bir makineye ait ağ yapılandırması için ilgili sanal makine seçildikten sonra “VM > Settings > Network Adapter” adımları izlenebilir. Açılan pencerede 5 adet seçenek görülmektedir: Bridged, NAT, Host-only, Custom, LAN segment. İlk 3 mod (Bridged, NAT, Host-only) daha önceki başlık altında açıklanmıştır. “Custom” seçeneği ile istenilen bir ağ kartı seçilebilir. Bu sanal ağlardan 3 tanesi (VMnet0, VMnet1 ve VMnet8) varsayılan olarak gelen ve “Virtual Network Editor” penceresinde de listelenen aplardır. Bunun yanında, “Virtual Network Editor” penceresinde atama yapılmamış bir ağ adaptörü seçilmesi durumunda, bu ağdaki makineler ayrı birer VLAN içerisindeymiş gibi davranış gösterecektir. “LAN segment” seçeneği ile fiziksel bilgisayardan da izole edilmiş VLAN ağları oluşturulabilir. Host-only moddan farklı olarak, fiziksel bilgisayara da erişim sağlanamamaktadır. Bunların yanında ağ yapılandırması ile ilgili 4 önemli noktaya dikkat çekilebilir: i) Ağ kartının MAC adresinin değiştirilmesi için “Advanced” butonu kullanılabilir. ii) Bridged moddaki bir ağ kartında “Replicate physical network connection state” seçeneği de seçilmiş olması gerekir. iii) Herhangi bir modda iken, ağ kartın “Connected” ve “Connected at power on” seçeneklerinin seçilmiş olması gereklidir. iv) VMware Workstation üzerindeki NAT ve DHCP işlemleri servis bazlı çalışmaktadır. Bu sebeple fiziksel bilgisayara ait VMware NAT ve DHCP servislerinin başlamış (started) durumda olması önemlidir.
VMware Nedir? VMware Ne İşe Yarar ve VMware Nasıl Kullanılır?
VMware Nedir? VMware Ne İşe Yarar ve VMware Nasıl Kullanılır?
VMware, 1998 yılında beş farklı BT uzmanı tarafından kurulmuştur. VMware, sanallaştırma teknolojisi üzerine yazılımlar ve uygulamalar geliştiren bir yazılım şirketidir. VMware şirketi geliştirdiği yazılımlarla sanallaştırma endüstrisinde lider hale gelmiş olup, en çok tercih edilen şirketlerden biridir. Ürettiği sanallaştırma yazılımları bilgisayarlarımızda kullandığımız masaüstü sürümler ve sunucu tarafında kullanılanlar olmak üzere iki farklı kategoriye ayrılmaktadır. VMware ilk olarak piyasaya sürdüğü VMware Workstation ile tanınmış ardından VMware GSX Server sürümlü lider yazılımını 2001 yılında piyasaya sunmuştur. 2001 Yılından sonra da VMware şirketi birçok farklı ve geliştirilmiş sanallaştırma yazılımıyla endüstrideki kullanıcılara hitap etmeyi başarmıştır. VMware’in başarsının ardında yatan en önemli kriterlerden biri de şirketin sunmuş olduğu yazılımların tüm mayor işletim sistemleriyle uyumlu olarak çalışmasıdır. VMware’in yazılımları Linux, Windows ve Mac OS X olmak üzere üç popüler ana platform tarafından da desteklenmektedir. VMware Ne İşe Yarar? VMware, kişisel bilgisayar kullanıcıları ve sunucu yöneticilerinin bir çok şeyi simüle etmesine yardımcı olan sanallaştırma yazılımları üretmektedir. Ürettiği bu sanallaştırma yazılımları sayesinde kullanıcılar birçok ihtiyacını yazılım üzerinden giderebilir ve sanallaştırma teknolojisi pratik şekilde kullanabilirler. Daha önceden de söylediğimiz gibi VMware, yazılımlarını desktop ve server olmak üzere iki farklı platform için hazırlıyor. Hangi platformda VMware’in hangi amaç için kullanıldığını maddeler halinde açıklamamız daha iyi olacaktır. Desktop (Masaüstü) Bilgisayarda VMware; Bilgisayarınıza birden daha fazla işletim sistemi kurmanıza olanak sağlar. Böylece dual boot yöntemini kullanmanıza gerek kalmadan da bilgisayarınızda dilediğiniz kadar işletim sistemini kullanabilirsiniz. Bilgisayarınızın işletim sistemi üzerinde denemenin riskli olacağını düşündüğünüz her türlü işlemi VMware ile oluşturduğunuz sanal bir bilgisayar üzerinden gerçekleştirebilirsiniz. Linux işletim sistemi kullanırken, Linux’da desteklenmeyen yazılımları çalıştırmak için kullanabilirsiniz. Özel işlemleriniz için farklı işletim sistemlerini yüklemeden deneyebilirsiniz. Otomatik olarak boot özelliğiyle çalışan yazılımları deneyebilirsiniz. Server (Sunucu) ile VMware; Tek bir sunucu ortamı üzerinde birden fazla işletim sistemi oluşturabilir veya sistemi bölümlere ayırarak ayrı sunucu birimler oluşturabilirsiniz. Kolayca oluşturulan sunucuları yönetebilir veya bu sunucuları başkalarının kontrolüne verebilirsiniz. Uzaktan erişim ve yakından erişim sayesinde sunucuyu kolayca kontrol edebilir, sunucu üzerinde hakimiyet kurabilirsiniz. Fiziksel sunucuya erişim kısıtlaması getirerek başka kullanıcıların giriş yapmasını engelleyebilirsiniz. Oluşturulan sanal sunucuları kolayca askıya alabilirsiniz. Oluşturulan sanal sunuculara kolayca ve istediğiniz kadar IP adresi ataması yapabilirsiniz. Bunların dışında da VMware’i kullanarak daha birçok şey yapabileceğinizi unutmayın. Listede verdiklerimiz sadece VMware’i kullanan kullanıcıların genel kullanım amaçlarını içermektedir. VMware Nasıl Kullanılır? VMware’in en çok tercih edilen sanallaştırma yazılımlarından biri olmasının en önemli nedeni, çapraz platform desteği sayesinde tüm işletim sistemi sürümlerinde kullanılabiliyor olmasıdır. Dilerseniz öncelikle hangi VMware ürününün hangi tip kullanıcılar için geliştirildiğine bir göz atalım; VMware Workstation: Bu uygulama bir bilgisayar üzerine aynı işletim sisteminden veya farklı işletim sistemi kopyalarını kurmak için tercih edilmektedir. Örneğin, bir bilgisayar üzerinde Windows kullanırken aynı zamanda Linux da kullanmak için VMware Workstation’u tercih edebilirsiniz. VMware Fusion: VMware Fusion, Mac işletim sistemine sahip bilgisayarları kullanan kullanıcılar için geliştirilmiş VMware sürümüdür. Bu yazılım paketi için VMware’in Mac için desteklenen sürümü de diyebiliriz. VMware Player: VMware’i bilgisayarlarında ücretsiz olarak kullanmak isteyen kullanıcılar için geliştirilmiş olan VMware sürümüdür. Bu sürüm sadece kişisel kullanımlar için idealdir. Bu sürümlerin tümü, VMware’i Desktop bilgisayarlarında kullanacak kullanıcılar için geliştirilmiş olan sürümlerdir. Bu sürümleri kullanmak için ekstradan bir kaynaktan bilgi almanıza gerek kalmayacaktır. Sadece hangi sürümün ihtiyaçlarınızı karşıladığını bilmeniz yeterli. Ardından size uygun olan VMware sürümü indirip, basit bir kurulum sonrasında sanal bilgisayarlarınızı oluşturmaya başlayabilirsiniz. VMware’in geliştirdiği ürünlerin sadece masaüstü taraflı olmadığını ve aynı zamanda sunucu taraflı yazılımlarının da olduğunu söylemiştik. VMware’in tercih edebileceğiniz sunucu sürümleride aşağıda yer almaktadır. Masaüstü sürümlerinin ve bazı sanallaştırma yazılımlarının aksine VMware’i sunuculara kurmak için birincil bir işletim sisteminin kurulu olmasına gerek yoktur. VMware ESX Server: Profesyonel seviyesinde sanallaştırma çözümü olarak kullanılan VMware yazılımıdır. Geliştirilmiş yapısıyla VMware ESX Server sürümü, ücretsiz sürümlerde elde edilmeyecek bazı avantajlara sahiptir ve daha yüksek performansla sanallaştırma deneyimi sunar. VMware ESXi Server: ESX Server sürümüne benzer bir sürüm olarak bu VMware yazılımında servis konsolu BusyBox ile değiştirilmiştir. Bu özelliğiyle VMware çok daha kolay kulanılmakta ve minimal disk alanına ihtiyaç duymaktadır. VMware Server: Linux ve Microsoft Windows gibi birincil bir işletim sistemi aracılığıyla kullanılabilen ve ücretsiz olarak dağıtılan VMware sürümüdür. VMware’in masaüstü sürümleri kadar sunucu sürümlerini de kullanmak kolaydır ancak sunucu yönetimi konusuna hakim olmayan kullanıcıların VMware’in sunucu çözümlerini kullanması sanıldığı kadar kolay değildir. Bu durumda bir sistem yöneticisinden yardım almanız veya VMware’in kullanım kılavuzunda yazan detaylı bilgileri incelemeniz gerekecektir.
Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?
Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?
Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi… Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker 1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre. Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı. Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi. Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi. Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi. Tüm şifrelere giden dosya Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu. Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr. Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı: “Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.” Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı. Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu. “Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu. Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti. Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu. ‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’ 1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı. Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu. 1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı. Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi. Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın: “Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.” MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi. Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor? ‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir? Sherr’in yanıtı şaşırtıcı: “Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum. “Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”
Samsung, Her Şeyi Kolayca Bulmayı Sağlayacak Galaxy SmartTag’i Tanıttı
Samsung, Her Şeyi Kolayca Bulmayı Sağlayacak Galaxy SmartTag’i Tanıttı
Samsung’un Galaxy Unpacked etkinliğinde yeni bir akıllı arama aracı olan Galaxy SmartTag’i tanıttı. Bu küçük cihaz, hemen her şeyi takip edebilmeyi sağlayacak. Daha önce hiç anahtarlarınızı kaybettiğinizde “Keşke anahtarları da telefon gibi çaldırarak bulabilsem” diye düşündünüz mü? O kadar pratik olmasa da yeni Samsung Galaxy SmartTag, bu anlamda büyük rahatlık sağlayacak.   Teknik olarak bu küçük cihazı kaybolmasından korktuğunuz bir şeye ya da canlıya taktığınızda, internet üzerinden o şeyin konumunu bulabileceksiniz. 29,99 dolara piyasaya çıkacak olan cihaz bu ay satışta olacak. Ayrıca 2021’in ilk Galaxy Unpacked etkinliğinde Galaxy S21, S21 Plus ve S21 Ultra tanıtıldı. Kaybetme korkusuna son Teknik olarak bu küçük cihazın üzerinde Bluetooth takip sistemi bulunacak. Böylece akıllı telefonunuzu, anahtarlarınızı ya da başka bir şeyi takip etmek için bu cihazı kullanmak mümkün olacak.  Temel modelde Bluetooth 5.0 LE modülü bulunacak. Böylece tek bir tuşla cihaza bir sinyal göndermek ve yerini tespit etmek mümkün hale gelecek. Galaxy SmartTag+ ise ultra geniş bant genişliği ile daha kesin konum bilgisi sağlayabilecek. Daha sonra gelecek Plus versiyon, artırılmış gerçeklik sayesinde 3 boyutlu konum aramayı da destekleyecek. Samsung ayrıca bu cihazla birlikte bir de uygulama yayınladı. Galaxy Find Network adı verilen uygulama diğer Samsung cihazlarda da kullanılabilecek. Bu özelliğin ileride diğer Android cihazlara da destek vermesi bekleniyor. Ayrıca üzerinde SmartTag bulunan bir şeyi kaybettiğinizde, diğer Samsung kullanıcıları da o şeyi sizinle birlikte arayabilecek. 280 gün batarya süresi Galaxy SmartTag’lerin boyutları 4×4 cm olarak belirlenirken kalınlığı ise 1 santimetre. Plastik kaplamalı olan etiketlerin IP53 sertifikası da bulunuyor. Beyaz, açık kahverengi ve siyah renk seçenekleri olan etiketler CR2032 pille çalışıyor. Tek pille 280 gün boyunca etiketi kullanmak mümkün oluyor.  Android 8 veya üstü kullanan tüm Galaxy akıllı telefonlar Galaxy SmartTag kullanımına izin veriyor. Tekli ya da çoklu Samsung SmartTag modelleri 29 Ocak’ta satışa çıkacak ve adet fiyatı 29,99 dolar olacak. Ayrıca her Galaxy S21 ön siparişine bir adet SmartTag hediye edilecek.
Facebook Türkiye Başkan Yardımcısı: Whatsapp ve Facebook Mesajlarınızı Okuyamaz
Facebook Türkiye Başkan Yardımcısı: Whatsapp ve Facebook Mesajlarınızı Okuyamaz
Whatsapp’ın gizlilik politikasında yapmış olduğu güncellemeye yönelik Facebook Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Özkaya Matraş’tan yeni bir açıklama geldi. Matraş, güncellemenin işletmelere verilecek hizmete yönelik olduğunu, mesajların hiçbir şekilde okunmayacağını dile getirdi. Whatsapp, gizlilik politikalarında yaptığı değişiklikler yüzünden global anlamda gündemde kalmaya devam ediyor. Uygulama, gün geçtikçe kullanıcı kaybetmeye devam ederken Facebook Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Özkaya Matraş, sosyal medya hesabından kişisel bir açıklamada bulundu.   Matraş, yapılan güncellemelerin işletmelere yönelik olduğunu, uca şifreleme özelliği sayesinde Facebook ve Whatsapp’ın mesaj, video ve fotoğraf gibi verilere ulaşamayacağını belirtti.  “2 milyar kullanıcının bilgilerini kaydetmek büyük bir gizlilik problemi oluşturur” Çekmiş olduğu videoyu sosyal medyada yayınlayarak Türk halkında seslenen Matraş, Whatsapp’ın yeni gizlilik politikasının işletmelerin Facebook üzerinden hosting hizmeti almasına olanak sağlayacağını, bu özelliği kullanmanın da kullanıcıların insiyatifinde olduğunu açıkladı.  Yeni güncellemenin uçtan uca şifreleme politikasına hiçbir etki etmeyeceğini belirten başkan yardımcısı, şu ifadeleri kullandı; “Bu güncelleme; işletmelerin ileride isterlerse ana şirketimiz olan Facebook üzerinden güvenli hosting hizmeti alabilmelerine olanak sağlıyor. Tabii ki Whatsapp üzerinden bir işletme ile mesajlaşıp mesajlaşmamak yine kullanıcının inisiyatifinde. Ya da böyle bir güvenli hosting hizmetini Facebook üzerinden alıp almamak da işletmenin inisiyatifinde, Facebook’un değil.”İLGİLİ HABER Bilim İnsanlarına Göre Süper Akıllı Yapay Zekayı Kontrol Etmek, Neredeyse İmkansız Matraş, aynı zamanda Whatsapp’ın kullanıcı rehberlerini Facebook’la paylaşmadığını, bu erişim izninin sadece uygulamayı daha hızlı ve güvenilir hale getirmek için kullanıldığını dile getiriyor. Whatsapp’ın dünya çapında iki milyardan fazla kullanıcıya sahip olduğu, bu kadar fazla kullanıcının bilgilerini kaydetmenin Whatsapp için büyük bir gizlilik ve güvenlik sorunu oluşturacağı dile getirildi.
MIUI 12.5 açık beta 28 Xiaomi modeli için geldi
MIUI 12.5 açık beta 28 Xiaomi modeli için geldi
Max Planck Enstitüsü’nden bilim insanları, süper akıllı bir yapay zekanın kontrol edilip edilemeyeceği teorik olarak araştırdı. Yapılan araştırmacılar sonucunda net bir sonuca ulaşamayan bilim insanları, böylesi bir yapay zekayı kontrol etmenin neredeyse imkansız olduğu sonucuna ulaştılar. Yapay zeka, özellikle de son birkaç yıl içerisinde hayatımızın en derin noktalarına kadar ulaşmaya başladı. Artık olağan yaşam döngümüzdeki herhangi bir şey için yapay zekadan yardım alabiliyoruz. Belirli bir kesim yapay zekayı sonuna dek savunurken aykırı düşünenler de var. Hatta bazı komplo teorilerine göre yapay zeka hayatımızı esir alacak ve belki de insanlığın sonu, yapay zeka nedeniyle gelecek. Görünen o ki bu teori, bilim insanlarının da dikkatini çekiyor. Max Planck Enstitüsü bünyesinde çalışmalarını sürdüren bir grup bilim insanı ise gerçek bir süper akıllı yapay zekanın kontrol edilip edilemeyeceğini araştırmaya başladılar. Teorisel bazda yapılan araştırmalar, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğu sonucunu ortaya koydu. Açıkçası eğer yapay zekadan korkuyorsanız, haberimizin bundan sonraki bölümünün sizi daha da tedirgin edebileceğini söyleyebiliriz. Süper akıllı yapay zeka ne demek? Günümüzde kullanılan yapay zeka teknolojileri, her geçen gün biraz daha iyi bir hale geliyorlar. Bu tür teknolojilerin iyileştirilmesi için kullanılan makine öğrenme teknikleri, yapay zekayı her gün biraz daha akıllı bir hale getiriyorlar. Süper akıllı yapay zeka dediğimiz olgu ise aslında gerçekte tam bir anlama sahip değil. Bunun nedeniyse insan beyninin ve algılarımızın şu an için, böylesi bir şeye hazır olmaması. İşte bilim insanlarının yaptığı araştırmanın teoride kalmasının nedeni de tam olarak bu. Çünkü süper akıllı yapay zekayı geliştirmek ve kontrol etmek için, ondan daha güçlü bir algoritmaya (koruma algoritması) sahip olmak gerekiyor. İLGİLİ HABER Türkiye’de Suçluların Yapay Zeka ile Yakalanması İçin Yeni Bir Sistem Kuruluyor Bilim insanlarının merak ettikleri şey, süper akıllı yapay zekanın kontrol edilip edilemeyeceği. Ancak bunu deneyebilmek için hem süper akıllı yapay zeka geliştirmek gerekiyor hem de bu yapay zekayı kontrol edebilecek ya da durdurabilecek olan daha güçlü bir teknoloji ya da zihne ihtiyaç duyuluyor. İşte bu tür bir yapay zekanın ortaya çıkaracağı sonuçlar bilinmediği, ayrıca bu yapay zekadan daha güçlüsünün olup olmadığı da muallak olduğu için, gerçekten süper akıllı bir yapay zekanın yönetilemeyeceğine inanılıyor. Tüm senaryoları belirlemek ve bu senaryolar sonucunda “insana zarar verme” komutunu çalıştırmak, pek de mümkün olmayabilir Bilim insanlarının teorik araştırmasına göre süper akıllı yapay zeka, çok yönlü bir algoritma. Bu da söz konusu yapay zekanın olası senaryo sayısının sonsuz olduğu anlamına geldiğini ortaya koyuyor. Ayrıca böylesi bir yapay zeka, bir hedefe ulaşabilmek için çeşitli kaynakları harekete geçirebilecek yeteneğe sahip. İşte bu yetenek, işlerin daha da çıkılmaz hale gelmesine yol açıyor.İLGİLİ HABER İki Yapay Zeka Karakteri Twitch’te Canlı Yayında Birbiriyle Sohbet Ediyor Bilgisayar bilimcisi Alan Turing, 1936 yılında ilginç bir teorinin peşine düştü. Bu teori, bir bilgisayar programının sonuca ulaşamadığında duracağını mı yoksa sonsuz bir döngünün mü içine gireceğini sorguluyordu. Matematiksel çalışmalarla net bir sonuca ulaşan Turing, en azından bazı yazılımlar için böylesi bir sorunun yanıtlanamayacağını ortaya koymuştu. Haliyle süper akıllı bir yapay zeka için insanlığın sonunu getirmemesine yönelik bir komut verilebilir. Hatta yapay zeka da bu komutu uygulayabilir. Ancak matematiksel olarak bu komutun nasıl ve ne şekilde uygulanacağı hesaplanamaz. İşte süper akıllı yapay zekanın kontrol edilemeyeceğini düşündüren nedenlerden bir tanesi de bu. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Iyad Rahwan, böylesi bir yapay zeka için matematiksel hesap yapılamayacak olmasının koruma algoritmasını da geçersiz kılacağını söylüyor. Öte yandan, araştırmacılara göre süper akıllı yapay zekayı kısıtlamak, korkutucu bir sonran kurtulmayı sağlayabilir. Bununla ilgili örnekler de veren bilim insanları, bu yapay zekanın internetin belirli bir bölümünü kullanmayabileceğini ya da belirli ağlardan engellenebileceğini söylüyor. Ancak bu düşünce ön plana çıktığında da süper akıllı yapay zeka kavramının bir mantığı kalmamış oluyor. Yani bu da araştırmanın bir yere bağlanmasını engelliyor. Konuyla ilgili en korkunç açıklama ise Manuel Cebrian tarafından yapıldı. Max Planck Enstitüsü bünyesinde çalışmalarını sürdüren Cebrian, üzerinde kafa yordukları şeyin belki anlamsız gelebileceğini ancak bugün bile bazı önemli görevli yerine getirebilen yapay zekalar mevcut. Ayrıca bu algoritmaları geliştiren programcılar, yapay zekanın bu önemli görevleri yerine getirmeyi nasıl öğrendiğini de tam olarak anlayabilmiş durumda değiller.
Geleceğin Fabrikası
Geleceğin Fabrikası
Yeni kurulan Everactive, 24 saat çalışan, minimum bakım gerektiren ve 20 yıldan fazla sürebilen endüstriyel sensörler geliştirdi.  Şirket sensörleri, pillerini yeniden tasarlayarak değil, tamamen ortadan kaldırarak yarattı.  Bu sistemde önemli olan; Everactive’in, veri oluşturmak için, iç mekan ışığı ve titreşimler gibi kaynaklardan enerji toplayan ultra düşük güçlü entegre devreleridir.  Sensörler, bu verileri sürekli olarak Everactive’in bulut tabanlı kontrol paneline gönderip, kullanıcılara endüstriyel IoT cihazlarının tüm gücünden yararlanmalarına yardımcı olmak için gerçek zamanlı içgörüler, analizler ve uyarılar sağlar.  Everactive Co-Chief Technology Officer David Wentzloff: “Hepsi sürekli izlemeyi destekleyen ultra düşük güçlü yongalarla sağlanıyor. Güç kaynağımız sınırsız olduğu için, pil ömründen tasarruf etmek için radyoları kapalı tutmak veya başka bir sınırlayıcı yapmak gibi takaslar yapmıyoruz.”  Everactive, çiplerinin üzerine müşterilerin çok sayıda hızla yerleştirebileceği bitmiş ürünler oluşturur.  İlk ürünü, buhar sistemlerinden kondensi serbest bırakan buhar tuzaklarını izler.  Bu tür sistemler çeşitli endüstrilerde kullanılmaktadır ve Everactive’in müşterileri arasında petrol ve gaz, kağıt ve gıda üretimi gibi sektörlerdeki şirketler bulunmaktadır.  Everactive ayrıca pilsiz çiplerinin ikinci nesli üzerinde çalışan motorlar ve pompalar gibi dönen makineleri izlemek için bir sensör geliştirdi.  Şirket, diğer sensörlerle ilişkili maliyetlerden ve kısıtlamalardan kaçınarak, geleceğin fabrikasına IoT destekli geçişte bir rol oynamak için iyi konumlandığına inanıyor. Araştırmacı Wentzloff: “Bu, tamamen bakım gerektirmeyen, pilsiz, hasat edilmiş enerjiyle çalışan ve her zaman buluta bağlı bir teknolojidir.” MIT Pillerden Kurtulmak… Araştırmacı Wentzloff ve Everactive Kurucu Ortağı ve CTO’su Benton Calhoun; MIT’de geçirdikleri zamandan başlayarak, on yıldan fazla bir süredir düşük güç devresi tasarımı üzerinde çalışıyor.  Calhoun’un araştırması düşük güçlü dijital devreler ve belleğe odaklanırken; Wentzloff ise düşük güçlü radyolara odaklandı.  Wentzloff ve Calhoun’un akademik laboratuvarları sonunda, vücut ısısından elde edilen enerjiyle çalışırken kullanıcının hareketini, sıcaklığını, nabzını ve diğer sinyalleri izleyebilen ve bu verileri bir telefona gönderebilen pilsiz bir fizyolojik monitör yarattı. 2014 yılında, orijinal adı PsiKick olan şirketi kurmak için yarı iletken endüstrisinin kıdemli ismi Brendan Richardson ile ortaklık kurdular.  Başlangıçta; kurucular sensör arayüzleri, işlem gücü, bellek ve radyo sinyalleri gibi tam bilgi işlem sistemlerinin özelliklerini içeren devre tasarımlarını yeniden tasarlamaya çalıştılar.  Ayrıca enerji hasadı mekanizmalarını ve güç yönetimi yeteneklerini dahil etmeleri gerekiyordu.  Kurucular; çiplerini şirketlere satmaya çalıştılar ve bunun üzerine çözümler geliştirdiler, ancak kısa sürede endüstrinin pilsiz çiplere yeterince aşina olmadığını anladılar.  Araştırmacı Wentzloff: “Bunun bir eğitim seviyesi var, çünkü pille çalışan çiplerle sistem tasarımını düşünmeye alışmış bir nesil mühendis var.”   Öğrenme eğrisi; kurucuların müşteriler için kendi çözümlerini oluşturmaya başlamasına yol açtı.  Bugün Everactive, sensörlerini kablosuz ağları ve veri analizini içeren daha geniş bir hizmetin parçası olarak sunuyor.  Şirketin sensörleri, küçük titreşimlerle, fabrika içindeki 100 lüks kadar loş ışıklarla ve 10 Fahrenheit derecenin altındaki ısı farklarıyla çalıştırılabilir.  Cihazlar sıcaklığı, ivmeyi, titreşimi, basıncı ve daha fazlasını algılayabilir.  Şirket, sensörlerinin çalıştırılmasının geleneksel sensörlere göre çok daha düşük maliyetli olduğunu ve binlerce pille çalışan cihazı devreye almanın getirdiği bakım sorunlarından kaçındığını söylüyor.  Örneğin Everactive, 10.000 geleneksel sensör yerleştirmenin maliyetini değerlendirdi.  Üç yıllık bir pil ömrü varsayıldığında, müşterinin her yıl ortalama 3.333 pili değiştirmesi gerekecek ve bu da günde dokuzdan fazla pil anlamına geliyor. Bir Sonraki Teknolojik Devrim  Bakım ve değiştirme maliyetlerinden tasarruf ederek, Everactive müşterileri daha fazla sensör yerleştirebilir.  Bu, bu sensörlerin neredeyse kesintisiz çalışmasıyla birleştiğinde, operasyonlara yeni bir görünürlük düzeyi getiriyor. Araştırmacı Calhoun: “Sensör kurulumlarındaki kısıtlamaların kaldırılması, genel operasyonlarınızın nasıl yürüdüğü konusunda size altıncı bir his vermeye başlar. Bu heyecan verici.  Müşteriler, sihirli bir değnekle ilgilendikleri her yerde neler olup bittiğini tam olarak bilmek ister.  On binlerce sensör yerleştirme yeteneği sizi o sihirli değneğe yaklaştırıyor. “  Everactive’in binlerce buhar kapanı sensörünün halihazırda konuşlandırılmış olmasıyla Wentzloff; motorlar ve diğer dönen makineler için sensörlerinin IoT pazarında daha da büyük bir etki yaratacağına inanıyor.  Everactive’in ikinci nesil ürünlerinin ötesinde, kurucular sensörlerinin yarı saydam, esnek ve posta pulu boyutundan birkaç yıl uzakta olduğunu söylüyorlar.  Bu noktada müşterilerin veri oluşturmaya başlamak için sensörleri makinelere yapıştırması yeterlidir.  Bu tür kurulum ve kullanım kolaylığı, fabrika zemininin çok ötesinde sonuçlar doğuracaktır.