Blog'dan Yazılar

Sizler için profesyonel yazarlarımız ile hazırladığımız makalelerimizi okuyun ve kendinizi geliştirin.

WordPress 5.5 “Eckstine”
WordPress 5.5 “Eckstine”
Sıradaki WordPress güncellemesi; 11 Ağustos 2020’de yayımlanan, 2020’nin ikinci büyük sürümü 5.5. Amerikalı bir caz ve pop şarkıcısı olan ve bas-bariton sesiyle ünlü Billy Eckstine’in adını alan 5.5, uzun zamandır eklenmesi beklenen özellikleri barındırıyor. Geliştirilme aşamasında denemek isteyenlerin haftalar önce indirdiği beta sürümünde yer alan XML site haritaları, lazy loading, otomatik güncellemeler gibi yeniliklerin WordPress 5.5’e eklenip eklenmediğini merak ediyorsanız doğru yazıyı okuyorsunuz. Tavsiye Edilen İçerik >>> WordPress Nedir? WordPress 5.5’in Özellikleri Lazy Load (Geç Yükleme) Web sitenizin performansını belirleyen birçok faktör olsa da yavaş web sayfaları söz konusu olduğunda herkes görselleri suçlar. Lazy load bir web sayfasını açtığınızda resimlerin toplu olarak yüklenmesini durduran ve bunun yerine görselleri sayfada gezinirken yavaş yavaş yükleyen bir özellik. WordPress’teki görseller için tembel yükleme de denen Lazy Load özelliğinin etkinleştirilmesi yaklaşık 2 yıl önce önerilmişti. Nihayet WordPress 5.5’te bu özellik standart hale geliyor. Kullanıcı görüntüleyene kadar görsellerin tarayıcıya yüklenmesini önleyen ve bant genişliği tasarrufu sağlayan lazy load ile WordPress; ziyaretçilerinize çok daha hızlı bir kullanıcı deneyimi sunmayı amaçlıyor. Site Hızı Nedir? adlı yazımızı okumanız, bu tip özelliklerin önemini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Geç yükleme özelliğine sahip farklı bir eklenti kullanmayı planlayanlar için lazy load’ı tamamen devre dışı bırakma seçeneği de mevcut. XML Site Haritaları insanların arama amaçlarına uygun, orijinal ve yararlı içerikler yazmak, iyi sıralamaya sahip web siteleri ile kötü sıralamaya sahip web siteleri arasında fark yaratan en temel unsur. Bununla birlikte, SEO çalışmalarınızı XML site haritaları gibi daha teknik araçlar kullanarak desteklemeniz de gerekli. XML site haritaları, arama motorlarının sitenizde bulunan tüm içerik öğelerini taramasını kolaylaştıran ve bunların dizine eklenerek aramalarda gösterilmesi olasılığını artıran bir SEO aracı. Artık WordPress, yayına girdiğiniz andan itibaren arama motorlarının en önemli sayfalarınızı keşfetmesine yardımcı olacak XML site haritaları sunuyor. XML site haritalarının WordPress 5.5’te temel bir özellik olması; tarayıcıları ve kullanıcıları yeni içeriklere ulaşmaktan, site sahiplerini ise arama sonuçlarında listelenmekten memnun edecek bir gelişme. Bu özellik sayesinde webdeki sitelerin % 36’sından fazlasının dizine eklenmesi etkinleştirilmiş olacak. Sayfalar, gönderiler, kategoriler, etiketler ve kullanıcıların listelenmesini istiyorsanız WordPress XML haritaları fazlasıyla işinizi görecektir. Ancak görseller ve videolar içeren daha karmaşık bir site haritası istiyorsanız, bir eklentiye ihtiyacınız olacaktır. Eklenti ve Temaların Otomatik Güncellenmesi Güncellemelerden hoşlanmayanlar için 5.5 harika bir özelliğe sahip; bir eklenti için otomatik güncellemeyi etkinleştirdiğinizde bir daha asla güncellemeniz gerekmiyor. WordPress 3.7 kullanıcıları, wp-config dosyaları aracılığıyla eklenti ve temalar için otomatik güncellemeleri etkinleştirebiliyordu. Artık WordPress 5.5’in arayüzündeki bir bağlantıya tıklayarak bunu kolaylıkla yapabilecekler. Ancak bu özellik konusunda dikkatli olmanızda yarar var çünkü sitenizde bir şeyler ters gittiğinde nelerin güncellendiğinin farkında olmanız önemli. WordPress web sitelerine yapılan büyük saldırıların çoğu, güncel olmayan eklentiler aracılığıyla gerçekleşiyorr. Bu nedenle, eklentilerin otomatik güncellenme seçeneğinin bu derece erişilebilir olması, WordPress sitelerinin güvenliği açısından önemli. Sitenizin temasının otomatik güncellenmesi konusunda ise sitenizin bir kopyasını oluşturduktan sonra güncellenmiş temayla nasıl göründüğünü kontrol etmeniz öneriliyor. Resim Düzenleme WordPress 5.5 ile; medya alanında görüntüleri düzenlemek zorunda kalmadan, görsellerinizi doğrudan yazınızdaki görüntü bloğunda kırpabilir, döndürebilir, yakınlaştırabilir, resim yüksekliğini, genişliğini, en boy oranını ayarlayabilirsiniz. Web tasarımcıları, görsellerinizi optimize ederek web sitenize yüklemenizi önerse de yazınızı hazırlarken kırpma ve düzenleme seçenekleri büyük kolaylık. Blok Paneli ve Tasarım Araçları Blok düzenleyici bu sürümde büyük bir kullanıcı arayüzü revizyonuna sahip. Gutenberg eklentisinin on bir sürümü; WordPress 5.5 ile birleştirilmiş. Ayrıca daha fazla işlevsellik ve hız iyileştirmeleri yenilenmiş kullanıcı arayüzüne eklenmiş durumda. Özelleştirmeler konusunda önceki sürümlere göre büyük farklılıklar sunan 5.5, sitenizin tasarımında daha fazla söz sahibi olabileceğiniz seçeneklerle dolu. Blok düzenleyicide, kullanıcıların en sık kullanılan blokları kaydetmesine ve yeniden kullanmasına izin veren yeniden kullanılabilir bloklar ve gruplar zaten vardı. 5.5’te yeni bir formatla karşımıza çıkan blok paneli Standart, yeniden kullanılabilir (Reusable) ve desen (Pattern) sekmelerinden oluşuyor. Desenler; anında ekleyebileceğiniz önceden yapılandırılmış blokları ifade ediyor. Bu sekme web sitenizde stil tutarlılığını korumanızı ve hızla sayfa düzenleri oluşturmanızı kolaylaştıracaktır. Gruplar, sütunlar, medya ve metin gibi daha fazla blok türüne arka plan ve degradeler eklemenize yardımcı olmayı amaçlayan bazı yeni özellikler de bu sürümün bir parçası. Blok düzenleyicide kenarlıklar gibi görsel iyileştirmeler ise düzenleyiciyi daha erişilebilir kılmayı hedefliyor. WordPress Yönlendirme Tahmini (Redirect Guessing) Geliştirmeleri Çoğu WordPress kullanıcısı bu özelliğin farkında olmasa da WordPress genellikle, artık var olmayan bir sayfayı nereye yönlendireceğini tahmin etmeye çalışır. 404 bulunamadı sayfası yerine; sildiğiniz ve yönlendirmediğiniz URL’yi, benzer kelimeler içeren bir başka URL’nize gönderebilir. Son sürüm; kullanıcıların tahmin mantığı üzerinde biraz daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlıyor. Bu özelliği tamamen devre dışı bırakmanıza izin veren bir filtre de elbette ki mevcut. Düzenleme Deneyimi Bu güncellemede arayüz, önceki sürümlerden daha hızlı. Blokları tutup taşımak, kopyalamak ve yeniden yerleştirmek daha kolay. Ayrıca birden çok blokta biçimlendirmeyi aynı anda değiştirmek için çoklu seçim yapılabiliyor. Dikkate Değer Diğer Yenilikler Liste tabloları için kapsamlı, alternatif görünüm modları geliyor. Bağlantı listesi widget’ları HTML5 gezinme bloklarına dönüştürülebiliyor. Medya ekranlarına ve kalıcı iletişim kutularına bağlantıların kopyalanması tek bir tuşla yapılabiliyor. Yeni sürümde meta kutular klavye ile taşınabilecek. 5.5; içeriğinize eklemek istediğiniz bloklar için WordPress eklentileri koleksiyonu diyebileceğimiz entegre bir blok dizini içeriyor. Böylece, sitenizde bulunmayan bir blok eklemek istediğinizde, otomatik olarak blok dizininden öneriler görebiliyorsunuz. 5.5’te temalar için genişletilmiş bir tasarım araç seti mevcut. Sadece pikseller değil, daha fazla ölçüm türü de destekleniyor: EMS, rems, yüzdeler, vh, vw ve daha fazlası. Ayrıca, yazarken ve dizgi yaparken satır yüksekliğini ayarlayabiliyorsunuz. Bazen WordPress eklenti veya temalarının güncellemeleri beklendiği gibi çalışmayabilir, bu durumda bir temayı veya eklentiyi manuel olarak güncellemeniz gerekir. 5.5 ile eklentiler ve temalar artık bir ZIP dosyası yüklenerek güncellenebilecek. Redirect_guess_404_permalink () öğesinin daha ayrıntılı denetimi söz konusu. PHPMailer, SimplePie, Twemoji, Masonry ve daha fazlası dahil olmak üzere birçok paketlenmiş harici kütüphane de güncellenmiş olarak yeni sürümde. Özet WordPress 5.5’e eklenen XML site haritaları sayesinde milyonlarca sitenin sıralama şansının artması en önemli haberlerden. Gutenberg’in on bir sürümünün ve lazy loading, tema ve eklentiler için otomatik güncelleme gibi özelliklerin eklenmesi de web sitesi sahiplerinin gözlerini 2020’nin bu ikinci büyük sürümüne çevirmiş durumda. WordPress 5.5; hepimize küçük şeylerden mutlu olmayı öğretmeye çalışan 2020’nin kalın gri bulutlarından sızan parlak güneş ışınlarından biri olabilecek mi hep birlikte göreceğiz.
En iyi WordPress LMS Eklentileri
En iyi WordPress LMS Eklentileri
Çok fazla para harcamadan yeni şeyler öğrenme ve kariyerde ilerleme fırsatı sunan online kurslar, özellikle bir nişe odaklanan eğitimciler için ekonomik getirisi yüksek bir iş koluna dönüşebiliyor. Bilgi birikiminize güvendiğiniz bir alanla ilgili online eğitim vermek isteyenlerdenseniz en iyi WordPress LMS eklentileri arasından doğru seçimi yaparak kısa sürede web sitenizi uzaktan eğitim platformuna çevirebilirsiniz. İlgili İçerik : En iyi WordPress Eklentileri LMS Nedir? LMS (Learning Management System); öğrenim yönetim sistemi anlamına gelen ve fiziksel sınıf ortamına gerek kalmadan çeşitli kitlelere eğitim materyalleri sunmanıza yardımcı olan yazılımlardır. LMS eklentileri ise web sitenizi uzaktan eğitim ortamına çeviren düzenlemeler yapmanızı sağlar, videolar ve PDF’ler gibi farklı dosya türlerini yüklemenizi ve sınav, ödev gibi eğitime dair tüm detayları yönetmenize olanak tanır. Her hangi bir konuda uzmanlığı olanlar, okullar, üniversiteler ve müşterilerine belirli konularda bir şeyler öğretmek isteyen kuruluşlar WordPress LMS eklentilerini kullanabilir. LMS Eklentileri Ne İşe Yarar? LMS eklentileri, dijital ortamda sınıflar oluşturmanıza, öğrencileri kaydetmenize ve sınavlar yapmanıza olanak tanır. LMS eklentileri ile Lynda.com ve Udemy gibi çok çeşitli kursların olduğu eğitim siteleri veya yalnızca bir veya iki konuya ayrılmış e-öğrenme platformları oluşturulabilir. LMS eklentileriyle, kurslarınızda kaç kişinin olduğunu görebilir, farklı üyelik türlerine göre ödeme alabilirsiniz. Bir LMS eklentisi ile konular ilerledikçe ya da öğrencilerin sınav ve testlerdeki başarılarına göre içeriğin bir sonraki kısmının kursa dahil olmasını sağlayabilirsiniz. LMS eklentileri, öğrencilerin ne kadar konuyu geride bıraktığını gösteren kurs ilerleme bilgileri sunarak öğrencileri motive eder. Dilerseniz bu bilgileri e-posta ile otomatik olarak gönderir. Çoğu LMS eklentisi, öğrencilerin kullanıcı profilleri oluşturması ve forumlar aracılığıyla diğer öğrenciler ve öğretmenlerle etkileşimde bulunmaları için, BuddyPress ve bbPress entegrasyonuna sahiptir. Bazıları komisyon ve kuponlar gibi teşvikler vererek daha fazla insanı kurslarınıza kaydolmaya ikna etmenizi sağlar.. LMS eklentileri kursunuzu tamamlayan katılımcılar için yazdırılabilir sertifikalar oluşturmanızı sağlar, bazıları bir üst seviyedeki kursun kilidini açmak gibi oyunlaştırmalara da izin verebilir. Genelde LMS eklentilerinin premium sürümleri; eğitimcilerin öğrencilere ev ödevi atamalarını ve ödevleri kolaylıkla notlandırmalarını, öğrencilerin ödevlerini sorunsuz bir şekilde göndermelerini sağlar. 2020’nin En iyi WordPress LMS Eklentileri Bilgi ve deneyimlerini gelire dönüştürmek isteyen ve pasif kazanç elde etmenin yollarını arayanlar için 2020’nin en iyi LMS eklentilerini listeledik. Kendi eğitim ortamınızı tasarlamanıza ya da Udemy’ye benzeyen online kurs platformları oluşturmanıza çok az kaldı! LearnDash DAHA ÇOK KURUMSAL VE YÜKSEK ÖĞRENİM DÜZEYİNDE TERCİH EDİLEN LEARNDASH, BASİT BİR ONLİNE KURS SİTESİ OLUŞTURMAK İSTEYENLERİN GEREĞİNDEN FAZLA ÖZELLİKLE BAŞBAŞA KALMALARI ANLAMINA GELEBİLİR. LearnDash, birçok Fortune 500 şirketi ve çok sayıda üniversite tarafından kullanılan iddialı bir LMS eklentisi. E-öğrenme sektöründeki son trendleri sunmaya odaklanan LearnDash, kendi markanız ve logonuzla öğretim portalı oluşturmanızı da sağlıyor. LearnDash’in sürükle – bırak kurs oluşturucusu, çok katmanlı kursları kolaylıkla oluşturmanıza ve içeriğinizi tekrar kullanmanıza olanak tanıyor. LearnDAsh ile soru bankaları ve sekiz farklı soru türünde testler hazırlayabilir, kurs, ders ve sınava bağlı ön koşulları ayarlayabilirsiniz. LearnDash’ın en güzel detaylarından biri, kursları tamamlayan öğrencilere puanlar vermesi ve öğrencilerin kazandıkları puanlara göre yeni kursların kilidini açmalarına izin vermesi. LearnDash’e dahil edilen forumlar sayesinde, bir forum eklentisine ihtiyaç duymayacağınızı ve temanız mobil uyumluysa LearnDash’ın da her tür cihazda sorunsuz çalışacağını ekleyelim. LearnDash’in en sevilmeyen yanı ise ücretsiz deneme sürümünün olmaması. Yıllık 159 $ olan fiyat, 10 siteli bir lisans için yıllık 189 Dolar’a çıkıyor. 25 site desteği içinse toplam ödemeniz gereken ücret 329 Dolar. Beğenmediğiniz takdirde 30 gün içinde iade seçeneği de mevcut. Lifter LMS LIFTER LMS ANA SÜRÜMÜ ÜCRETSİZ OLAN KAPSAMLI BİR E-ÖĞRENME EKLENTİSİ. Lifter LMS eklentisini öne çıkaran özelliklerin başında arka planlar gibi tasarım öğelerine sahip bir grafik paketi içermesi geliyor. Divi ve Beaver Builder gibi sürükle- bırak düzenleyiciler ile entegrasyonu dda önemli artılarından. Lifter LMS’in otomatik e-postalarının hangi öğrenci etkinlikleri tarafından tetikleneceğini belirleyebiliyorsunuz; uzun süre oturum açmama, bir sınavda başarısız olma ve önemli tarihler için hatırlatmalar gibi. Lifter LMS; WooCommerce, MailChimp ve AffiliateWP ile entegrasyonu, 30 günlük ücretsiz deneme sürümü ve örnek kurs şablonları ile en kapsamlı online kurs eklentileri arasında yer alıyor. LearnPress BAŞLANGIÇ ​​MALİYETLERİNİ EN AZA İNDİRMEK İSTEYENLERE GÜZEL HABER; WORDPRESS.ORG’DAKİ EN POPÜLER LMS EKLENTİSİ LEARNPRESS; ÜCRETSİZ! LearnPress; LifterLMS ve LearnDash gibi kurs içeriğinizi düzenlemeniz için sürükle -bırak kurs oluşturucuya sahip. Fakat onların sunduğu gibi özel bir video yerleştirme seçeneği yok, yani multimedya içeriğinizi doğrudan WordPress’in düzenleyicisiyle eklemeniz gerek. LearnPress; iki veya üç öğretmenin bir kursu yönetmesine izin veriyor, WooCommerce veya popüler üyelik eklentileriyle de entegre edilebiliyor, reklamlarınıza tıklayanların iniş yapacağı, kursunuza dair açıklamalar içeren bir landing page şablonu sunuyor. Derslerinizi LearnPress kullanan diğer web sitelerine aktarmanız da mümkün. LearnPress’i herhangi bir standart WordPress temasıyla kullanabiliyorsunuz, ancak tasarımcıları elbette ki LearnPress için özel hazırlanan ücretli temaları kullanmanızı öneriyor. Tutor LMS TUTOR LMS; UDEMY GİBİ FARKLI EĞİTMENLERDEN KURSLAR OLUŞTURMANIZI VE HER EĞİTMENE SATIŞLARA GÖRE OTOMATİK OLARAK KOMİSYON VERMENİZİ SAĞLIYOR. 2019’un başında piyasaya sürülen Tutor LMS, çekirdek eklentinin ücretsiz olmasına rağmen özellikler bakımından cömertliğiyle ünlü. LearnDash ve Lifter LMS’ye benzer yönleri olan bu WordPress eklentisi, banka havalesi ve özel sertifikaları ödüllendirme gibi benzersiz özelliklere sahip. Tutor LMS’nin, soru kalıplarını seçmenize, süreleri ayarlamanıza olanak tanıyan quiz oluşturucusuyla 10’dan fazla soru türünü kullanmanız mümkün. Ayrıca Tutor LMS; LearnDash, LearnPress gibi diğer online eğitim platformları arasında geçişi destekliyor. Premium planı tek siteli tek bir lisans için 149 Dolar’dan başlıyor ve e-posta bildirimleri, ödev atamaları gibi ek özellikler sunuyor. Sensei ÇOK FAZLA EK ÖZELLİK İÇERMEDİĞİ İÇİN SENSEİ; BASİT KURSLAR VE KISA EĞİTİM PROGRAMLARI İÇİN ÖNERİLİYOR. Sensei; WooCommerce ve WordPress’in arkasındaki şirket Automattic tarafından hazırlanan bir LMS eklentisi. Bu nedenle her iki platformla da sorunsuz bir şekilde etkileşime girebilir. İyi kodlanmış WordPress temalarının çoğu, Sensei ile uyumlu. Bu; düzgün çalışması için illa ki bir WooCommerce temasına ihtiyaç duymayacağınız anlamına geliyor. Sensei ile hazırladığınız her kurs birden fazla modül içerebilir ve her modül birden fazla ders içerebilir. Sensei sürükle – bırak kurs oluşturucuya sahip olmadığından modülleri kurslarla ve dersleri modüllerle ilişkilendirmek için açılır listelere güvenmeniz gerek. Eklenti, öğrencilerin veya kursların ilerlemesini izleyen bir analiz aracı da içeriyor. Sensei’ye eklemek istediğiniz özellikleri; çoğu ücretsiz olan uzantılarla eklemeniz mümkün. Özet En iyi WordPress LMS eklentileri arasından hangisini seçeceğinize karar veremediyseniz özetle LearnDash ve LifterLMS’nin; arkasında güçlü ekipler olan ve sürekli olarak yeni yararlı özellikler sunmaya çalışan en popüler online eğitim araçları olduğunu söyleyebiliriz. Bütçesi kısıtlı olanlar LearnPress ve Sensei’yi deneyebilir ya da tonlarca LMS eklentisi arasından kısa sürede ismini duyuran ve cömert bir ücretsiz sürümle bir lms eklentisinde aranan tüm temel özellikleri sunabilen Tutor LMS’yi tercih edebilir.
En İyi Ücretsiz WordPress Temaları (2020)
En İyi Ücretsiz WordPress Temaları (2020)
Web siteniz için en mükemmel temayı bulmakta zorlanıyorsanız ve aralarından seçim yapabileceğiniz tonlarca tema kararsızlığınızı artırıyorsa çözüme çok yakınsınız. En iyi ücretsiz WordPress temaları listemizde hız testlerinden en yüksek puanları alan temalar sizi bekliyor! Astra Astra, WordPress.org’da günlük 7 binleri bulan indirme sayılarına sahip, çok az yer kaplayan, hızlı bir WordPress teması. jQuery teknolojisiyle ilgili sorunları önleyen Vanilla JavaScript kullanılarak oluşturulan Astra ile sayfalarınız bir saniyenin yarısından daha kısa sürede yüklenebilir. Astra’nın 50 KB’tan daha az kaynak gerektirmesi onu piyasadaki en hafif temalardan biri yapıyor. Elementor, Beaver Builder, Gutenberg ve Brizy gibi çok kullanılan sayfa oluşturucularla uyumlu olacak şekilde tasarlanan Astra’nın bu oluşturuculara özel demoları bulunuyor. Bu; Astra ile hızlı bir şekilde web sitesi oluşturabileceğiniz ve sitenizi ihtiyaçlarınıza uyacak şekilde özelleştirebileceğiniz anlamına geliyor. Neve Mobil öncelikli bir tema olan Neve, güvenilir kodlama ve güncellemeleri ile ünlü ThemeIsle markasının en sevilen tasarımlarından. Yeni bir sitenin hızla yayına alınmasını kolaylaştıran çok çeşitli özelliklere ve araçlara sahip. Sunucu kaynaklarını zorlamayan ve bir saniyenin altında yüklenme hızı vadeden Neve, ile üstbilgi ve altbilgiyi değiştirebilir, her sayfanın düzenini ve genişliğini kontrol edebilir ve sürükle – bırak arayüzü kullanarak öğeleri dilediğiniz gibi düzenleyebilirsiniz. Neve’yi her türden iş sitesi için kullanmak mümkün. Hello Elementor Yukarıda gördüğünüz hız skorları ve Google PageSpeed ​​Insights’tan mobil için 100 puan alabilmesi, Hello Elementor’u en hızlı çıkış yapan temalardan biri yapabilir! Popüler bir sayfa oluşturucu olan Elementor’un hızlı ve çok yönlü teması; Hello, WordPress.org’da günlük 2000 civarında indirilme sayılarına sahip. Hello’nun minimalist tasarımları, temiz arayüzü ve sayfa oluşturucusunun video modülleri, başlıklar, ayırıcılar, Google Haritalar ve portföyler gibi ögeler içermesi ön plana çıkan özelliklerinden. WooCommerce, Yoast ve WPML gibi popüler eklentilerle uyumu ve RTL desteği de Hello’yu her türden siteyi uçurabilecek bir tema yapıyor. GeneratePress Geniş takipçi kitlesine sahip GeneratePress, testlerde oldukça yüksek GTMetrix, Pingdom ve PageSpeed Insights puanları alan en iyi WordPress temalarından. SEO için optimize edilmiş olması GeneratePress’in en iyi ücretsiz WordPress temaları içinde parlamasını sağlıyor. Ücretsiz versiyonunun sunduğu seçeneklerin, Astra veya OceanWP’de bulunan özelliklere kıyasla daha az olduğunu ekleyelim. Ancak oldukça küçük dosya boyutuyla hız dünyasındaki başarısının yanı sıra, tipografiniz ve renkleriniz gibi ince ayrıntılara hakim olabileceğiniz genişletilmiş bir özelleştirme arayüzüne sahip olması çoğu işletme ve web sitesi sahibi için yeterli olacaktır. Customify Web sitenizin her ögesini özelleştirmeye yönelik ayarlar sunan Customify, hızlı performans isteyenlerin mutlaka şans vermesi gereken WordPress temalarından. Piyasadaki en popüler sayfa oluşturuculardan Beaver Builder ve Elementor için hazırlanmış demoları da bulunan tema; kodla uğraşma ihtiyacını azaltıyor. Altbilgi ve üstbilgi oluşturucuları sınırlama olmaksızın kullanılabiliyor. WooCommerce, OrbitFox, Yoast, BuddyPress ve bbPress gibi birçok popüler eklentiyle de uyumlu çalışıyor. Twenty Twenty WordPress’in en güncel varsayılan teması olan Twenty Twenty, etkileyici sayfa hızları sunabilmesi ve Gutenberg veya Elementor gibi sayfa oluşturucular ile genişleyen özelleştirme seçenekleri sayesinde hem kişisel hem de profesyonel siteler oluşturmaya çalışanlar için en uygun seçeneklerden. Her tür cihaz boyutuna uyum sağlaması ve çeşitli tipografi seçenekleri gibi özelliklerine ek olarak Twenty Twenty, üçüncü taraf temalarla yaşanabilecek hız ve çakışma sorunlarından çekinenlere nefes aldırıyor. Zakra Çok amaçlı WordPress temaları arasında özellikler ve işlevsellik açısından en iyi temalardan biri; Zakra. 40’tan fazla demo içeren temanın hız testlerindeki 90’lı skorları; hızlı yükleme süreleri isteyen web sitesi sahiplerini cezbedecek düzeyde. Güvenliği ve SEO dostu oluşu onu rakipleri kadar güçlü bir seçenek yapıyor. Zakra’nın en sevilen özelliklerinden biri de ücretsiz olmasına rağmen sorularınıza yanıt alabileceğiniz bir müşteri temsilcisinin bulunması. Responsive Responsive, mobil cihazlarda oldukça başarılı, eklentilerle çakışmayan temiz kod yapısına sahip en sevilen ücretsiz WordPress temalarından biri. Temayı, markanıza uyumlu bir web sitesi tasarlayacak şekilde özelleştirmeniz mümkün. Tipografi seçenekleri, WooCommerce, Sensei, bbPress, BuddyPress gibi tüm popüler WordPress eklentileriyle ve Elementor, Brizy, Beaver Builder, Visual Composer, SiteOrigin, Divi gibi popüler sayfa oluşturucularla uyumu; esnekliğinin göstergesi. Sydney Elementor’un resmi olarak önerdiği temalar arasında yer alan Sydney, düzenli olarak güncellenen modern bir tasarıma ve 600’den fazla Google yazı tipine sahip. Logo yüklemeleri, tam ekran kaydırıcı gibi geniş özelleştirme seçenekleri sunan Sydney, sorunsuz bir çeviri süreci sağlıyor. Sydney hem freelance çalışanlar hem de işletmeler için uygun çözümler barındıran, duyarlı ve çok amaçlı bir tema. Sydney’i, kişisel web siteleri ve küçük işletme sahipleri için denemeye değer bir tema olarak nitelendirebiliriz. OceanWP Birçok yönden Astra’ya benzeyen OceanWP’yi tüm en iyi WordPress temaları listelerinde bulabilirsiniz. Minimalizm ve performansa odaklanan OceanWP, e-ticaret ile ilgili özellikler ve ayarlar söz konusu olduğunda WooCommerce mağazası açmayı planlayanları memnun edecek düzeyde tasarlanmış. OceanWP; SEO optimizasyonu, Astra kadar olmasa da en iyilere yaklaşan hızı ve yaratıcı demoları ile küçük işletmeler için ideal temalardan. Web sitenizi ilerde e-ticaret sitesine dönüştürmek gibi bir niyetiniz varsa OceanWP, daha sonra tamamen yeni bir temaya geçmek zorunda kalmamanız için ideal bir seçim olabilir. Özet Web sitesi maliyetlerini düşük tutması gereken küçük işletme sahipleri, freelance çalışanlar ve kişisel web siteleri için sıraladığımız en hızlı ve en iyi ücretsiz WordPress temaları arasından hangisinin siteniz için uygun olduğuna karar veremediyseniz kısa bir özet tercihinizi kolaylaştırabilir: En en en hızlısı olsun derseniz; Neve, Astra ya da Hello’yu tercih edebilirsiniz ancak bu listedeki temaların hepsinin hız testlerinde 90’lı skorlara sahip olduğunu unutmayın. Sitenizin tasarımına dair her küçük ayrıntıyı ayarlayıp özelleştirmek istiyorsanız Customify’ı seçebilirsiniz. Birkaç tıklamayla kurabileceğiniz hazır tasarımlar sunan bir tema istiyorsanız Neve’yi deneyebilirsiniz. Basit bir blog veya bir işletmeye ait sade, minimal tasarıma sahip bir site oluşturmak istiyorsanız Twenty Twenty ile başlayabilirsiniz.
Let’s Encrypt Nedir?
Let’s Encrypt Nedir?
Let’s Encrypt, Kaliforniya merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan İnternet Güvenliği Araştırma Grubu (İnternet Security Research Group) araclığıyla kamu yararına çalışan, ücretiz SSL sertifikaları sağlayan bir kuruluştur. Let’s Encrypt SSL sertifikası; adres çubuğunda sitenize gelen ve sitenizden giden verilerin şifrelendiği anlamına gelen https ve asma kilit göstergelerinin görünmesini sağlar. Let’s Encrypt’in dayandığı fikir “daha güvenli ve gizliliğe saygılı bir internet ortamı oluşturmak”tır. Şifreleme yöntemi açısından, Let Encrypt aracılığı ile edinilen SSL sertifikası ile ücretli SSL sertifikaları arasında fark yoktur. Ancak, Let’s Encrypt doğrulama düzeyi bakımından ücretli SSL sertifikaları ile rekabet edemez. Ücretsiz ve Ücretli SSL Doğrulama Düzeyi Ücretsiz ve Ücretli SSL arasında doğrulama düzeyleri bakımından farklılıklar söz konusudur: Ücretli SSL sertifikaları 3 çeşittir; Alan Adı Doğrulaması (DV), Kurum Doğrulaması (OV) Genişletilmiş Doğrulama (EV) DV SSL ile sertifika yetkilisi; alan adının kimin denetiminde olduğunu doğrularken OV SSL ile alan adına sahip olan kurumun adını, konumunu ve varlığını doğrular. EV SSL ile ise; alan adının sahibi olan kurumun resmiyeti oldukça detaylı olarak incelenir. Let’s Encrypt yalnızca DV SSL sertifikaları sağlayabilir. DV SSL, birçok site için yeterli olsa da, yüksek düzeyde doğrulama gerektiren siteler için uygun değildir. Yenileme Süresi Let’s Encrypt SSL sertifikaları, 90 günlük bir süre için verilir ve 3 ayda bir manuel olarak aktif edilmeleri gerekir. Ücretli SSL sertifikalarının süresi ise genellikle iki yıldır ve otomatik yenileme seçenekleri söz konusudur. Teknik Destek Let’s Encrypt SSL sertifikalarıyla ilgili herhangi bir sıkıntı oluştuğunda teknik destek sunmaz ancak ücretli SSL sertifikası sağlayıcısı hosting firmaları ile, herhangi bir sorunla karşılaştığınızda doğrudan teknik destek birimine erişebilirsiniz. Sigorta Ayrıca ücretli SSL sertifikaları, hileli işlemler nedeniyle kullanıcıların para kaybetmesine karşı sigortalıdır. Ücretsiz SSL sertifikaları ise herhangi bir garanti sunamaz. Özet Sonuç olarak, Let’s Encrypt’in sunduğu SSL sertifikalarının; HTTPS dünyasına adım atmak isteyen blog ya da kişisel web sitelerinin çoğu için ideal olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, kurumsal düzeydeki siteler, özellikle TC kimlik no, adres, banka kartı bilgileri gibi hassas verileri işleyen siteler için, müşteri verilerinin korunması çok önemlidir. Bu tip web siteleri için ancak ücretli SSL sertifikaları kapsamlı güvenilirliği sağlayacaktır.
SSL Nedir?
SSL Nedir?
SSL Nedir? sorusu; web sitelerinin güvenliğini önemseyenlerin sorması gereken önemli bir soru. Bugün, Google sıralamalarını etkilediğini de göz önünde bulundurarak SSL’in tarihsel gelişimine, önemine ve türlerine değinmeye çalışacağız. SSL Nedir? SSL (Secure Sockets Layer); Güvenli Soket Katmanı anlamına geliyor. İnternet kullanıcılarının web sitelerinde paylaştığı kredi kartı bilgileri gibi hassas verilerin korunması için tasarlanan SSL; şifrelemeye dayalı bir sertifika sistemi. SSL, web sitelerinin içeriklerinin depolandığı sunucular ile internet kullanıcıları arasında, şifrelenmiş bir bağlantı oluşturmak için kullanılan bir güvenlik çözümü. SSL’in amacı; sunucu ile tarayıcı (Chrome veya Safari gibi bir web tarayıcısı) arasında iletilen tüm verilerin gizli kalmasını sağlamak. Böylece hassas bilgilerin korumasız bir protokol üzerinden aktarılması engelleniyor ve SSL sertifikasına sahip olan siteler siber suçluların hedefi olmaktan çıkıyor. Peki bir web sitesinin SSL sertifikasının olup olmadığını nereden anlaşılır? Bir web sitesi SSL ile korunuyorsa, adres çubuğunda kilit simgesi görünür. Kilit simgesine tıklandığında SSL sertifikasını veren otorite ve web sitesi sahibinin kurumsal adı gibi bilgiler öğrenilebilir. Bilindiği gibi Google Chrome gibi tarayıcılar son yıllarda SSL sertifikasına sahip olmayan siteleri “güvenli değil” şeklinde etiketliyor; bu da itibar kaybına ve hemen çıkma oranlarının artmasına neden oluyor. Chrome’da bir sayfa açtığınızda adres çubuğunda aşağıdaki simgelerden birini görünür. Simgeleri tıkladığınızda “Bağlantı Güvenli”, “Sertifika Geçerli”, “Bu Siteye Bağlantınız Güvenli Değil” gibi uyarılar gösterilir.  Güvenli (Sitede paylaştığınız bilgiler SSL ile şifrelenerek aktarılır)  Bilgi / Güvenli değil (Sitede paylaştığınız bilgiler kötü niyetli kişilerin eline geçebilir)  Güvenli değil / Tehlikeli (Mümkünse siteyi kullanmayın) SSL’in Tarihçesi Hem TLS hem de SSL, internette güvenli veri aktarımına yardımcı olan protokoller. Aslında TLS, SSL’in daha güncel ve daha güvenli sürümü ancak internet kullanıcıları TLS’yi “SSL” olarak adlandırmakta ısrar ediyor. SSL’den TLS’ye dönüşümün nasıl gerçekleştiğini merak ediyorsanız işte detaylar: SSL, internette iletişimi şifrelemek için 90’lı yıllarda Netscape tarafından geliştirilmiş bir güvenlik protokolü. 1996’da SSL v3.0 olarak bilinen 3. versiyonu piyasaya sürülmüş ve şaşırtıcı iyileştirmeler sağlamış. TLS’nin sahneye çıkması ise 1999. Şu an tüm Dünya’da kullanılmakta olan ve SSL olarak adlandırdığımız sertifikalar aslında TLS’nin son sürümleri; yani TLS v1.2 ve TLS v1.3. SSL’in Özellikleri SSL bağlantısı üzerinden aktarılan tüm bilgiler sağlam ve karmaşık algoritmalarla şifrelenir ve deşifre edilmeleri neredeyse imkansızdır. Kullanıcıların bir web sitesinde paylaştığı şifre ve banka bilgileri gibi hassas veriler SSL olmadığında düz metin olarak aktarılır ve kötü niyetli kişiler bu verileri görebilir. SSL; aktarım sırasında veri kaybı veya değişikliği olmasını engeller. İnternet üzerinde kurulan iletişimleri şifrelemek ve güvenliğini sağlamak için kullanılan SSL yalnızca bir istemci ile bir sunucu arasındaki iletişimin güvenliğini sağlamakla kalmaz. E-posta ve VoIP iletişimlerini de güvence altına alır. SSL kötü niyetli kişilerin bir web sitesinin benzerini tasarlayarak kullanıcıları kandırmalarını önlemeye de yardımcı olur (Kilit ikonuna tıklandığında sitenin doğrulanan resmi sahibinin adı görülür). Google’ın web sitelerini arama sonuçlarında sıralamak için kullandığı kriterlerden biri de güvenilirlik. Google; kullanıcıları güvenli olmayan web sitelerine göndermek istemez. SSL sertifikasına sahip olan sitelerin Google sıralamalarında daha avantajlı olacağı Google tarafından resmen duyurulmuştur. SSL, bir web sitesinin Google arama sonuçlarında daha üst sıralarda yer almasını sağlar. SSL sertifikalarının yarattığı güven algısı işletmelerin ve web sitelerinin itibarında olumlu pay sahibidir. Özellikle e-ticaret sitelerinin varlığını sürdürebilmeleri, güvenlik konusunda titiz davranmalarıyla doğru orantılıdır. Müşterilerin hassas verileri e-ticaret sitelerinde paylaşabilmesi için bu güvenin temin edilmesi gereklidir. SSL Türleri SSL sertifikalarının; doğrulama düzeyi (DV SSL, OV SSL, EV SSL) ve güvence altına aldıkları alan adlarının sayısına (Multi Domain SSL, Wildcard SSL) göre farklı türleri bulunuyor. Aslında tüm SSL sertifikaları aynı düzeyde şifreleme sunuyor ancak, her birinin doğrulama düzeyi web sitesinin türüne göre değişiyor. Karmaşık bir ödeme sistemine sahip bir e-ticaret sitesinin sahip olması gereken SSL türü, kişisel bir web sitesinden daha kapsamlı bir doğrulama süreci gerektiriyor. DV SSL DV SSL (Domain Validation – Alan Adı Doğrulamalı), bir alan adının kime ait olduğunun otomatik olarak doğrulanmasını içeriyor. Dakikalar içinde elde edilebilen bu SSL türü için herhangi bir evrak istenmiyor. En düşük düzeyde doğrulama seviyesine sahip olduğundan kişisel web siteleri ve bloglar için öneriliyor. OV SSL OV SSL (Organization Validation – Kurum Doğrulamalı), bir web sitesinin sahibi olan kuruluşun yasal varlığını doğrulayan SSL türü. Hassas kullanıcı bilgilerini toplayan küçük ve orta ölçekli şirketler ve platformlar için ideal. Tarayıcıdaki asma kilit simgesi tıklandığında, OV SSL’in yüklü olduğu sitenin orijinal site olduğunu anlamaya yarıyor. EV SSL EV SSL (Extended Validation – Genişletilmiş Doğrulama), en kapsamlı doğrulama prosedürlerine sahip SSL türü. Finans kurumlar ve e-ticaret mağazaları için uygun. En pahalı SSL sertifikası olan EV SSL’i almak isteyen işletmeler; ticari varlığının resmiyeti açısından detaylı bir doğrulama işleminden geçiyor. İşletme sahibi alan adı üzerinde tam yetkiye sahip olduğunu ve kurumun resmi sahibi olduğunu gösteren çok sayıda belgeyi ibraz etmek zorunda, bu nedenle doğrulama süreci uzun. Multi Domain SSL Multi Domain (Çoklu Alan Adı) SSL, birden fazla web sitesi ve alt alan adını tek bir SSL sertifikası ile güvence altına almaya yarıyor. Sertifika alınan otoriteye bağlı olarak bir tek SSL sertifikası; 250’ye kadar web sitesini koruyabiliyor. Wildcard SSL Wildcard SSL, tek bir alan adını ve forum.alanadınız.com, blog.alanadınız.com gibi sınırsız sayıda alt alan adını koruyor. Bu, elbette ki her bir alt alan adı için tekli sertifikalar kullanmaktan daha büyük kolaylık sunuyor. Ücretsiz SSL Nedir? adlı yazımızı okuyarak ücretli ve ücretsiz SSL arasındaki farklara ve hangi web sitelerinin ücretli SSL kullanması gerektiğine dair detaylara hakim olabilirsiniz. SSL Nasıl Çalışır? SSL sertifikası, aslında bir web sitesinin barındığı sunucuya yüklenen bir veri dosyası. SSL sertifikasına sahip bir web sitesinde kredi kartı bilgileri gibi bir veri girdiğinizde, bu bilgi parçası okunamayan bir karakter dizisine dönüştürülüyor. Örneğin, 1234 şeklindeki bir şifre, ^% jfdgrt5 / * u gibi bir karakter dizisine çevriliyor. Böylece, veriler bir şekilde ele geçirilse bile, herhangi bir hacker’ın bu bilgiyi yorumlaması imkansız hale geliyor. Teknik olarak SSL’in çalışma mantığı şu aşamalara dayanıyor: Bir web sitesine girdiğinizde, tarayıcı ile web sitesinin depolandığı web sunucusu arasında bir iletişim gerçekleşir: Tarayıcı, SSL (https) ile güvenli bir şekilde sunucuya bağlanır. Sunucu, genel anahtar dahil olmak üzere SSL sertifikasının bir kopyasını gönderir (Günümüzde kullanılan hemen hemen tüm şifreleme yöntemleri, genel ve özel anahtarlar kullanır. Bunların, eskiden kullanılan simetrik anahtarlardan çok daha güvenli kabul edilir.) Tarayıcı sertifikayı kontrol eder ve geçerliyse sunucunun genel anahtarını kullanarak simetrik bir oturum anahtarı oluşturur, şifreler ve geri gönderir. Sunucu, özel anahtarını kullanarak simetrik oturum anahtarının şifresini çözer ve şifreli oturumu başlatmak için şifrelenmiş bir oturum anahtarını geri gönderir. SSL Sertifikası ve SEO İlişkisi Arama Motoru Optimizasyonu yani SEO, web sitenizin arama motoru sonuç sayfalarından daha fazla organik trafik alacak şekilde optimize edilmesi olarak biliniyor. Google’ın Ağustos 2014’te SSL’i bir sıralama faktörü olarak duyurması, SEO çalışmalarını önemseyenleri heyecanlandırmıştı. Google, 2017’de; daha da ileri giderek SSL sertifikası olmayan ve kişisel bilgiler isteyen sitelerde güvenlik uyarısı görüntülemeye başladı. Böylece web sitelerinin; arama sonuçlarında daha üst sıralarda görünmek için SSL sahibi olması, neredeyse bir ön koşula dönüşmüş oldu. Bu nedenle Google tarafından bir web sitesinin güvenilirliğini puanlarken ağırlık verilen kriterlerden biri olan SSL’in; sitenizin arama motoru sıralamalarını yükseltmenin en kolay yöntemlerinden biri olduğunu söyleyebiliyoruz. Özet SSL ile web sitelerinin güvence altına alınması lüks değil, gerekliliktir. Ancak SSL, sanıldığının aksine sitenizi veya doğrudan yazılımsal altyapınızın güvenliğine odaklanmaz: SSL sertifikasının odaklandığı nokta veri aktarımının güvenliğidir. Özetle SSL Nedir? sorusunu ziyaretçilerinizin güvenini kazanmanızı, internet üzerinde kurduğunuz iletişimin güvence altına alınmasını sağlayan ve arama motoru sıralamalarınızı yükseltmeye yarayan güvenlik çözümü şeklinde yanıtlayabiliriz.
Sunucu Sistem Kaynakları Nasıl Belirlenir?
Sunucu Sistem Kaynakları Nasıl Belirlenir?
Standart paylaşımlı versiyonlarında sistem kaynakları hosting servis sağlayıcısı tarafından belirlense de, sunucular sistem kaynaklarının kullanıcılar tarafından belirlendiği, yapılandırabilir cihazlardır. VPS, VDS, cloud sunucu ve fiziksel sunucular, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre farklı konfigürasyonlar tercih edebileceği esnek ve verimli hosting çözümleridir. Sunucu İhtiyaçlarınızı Belirleyin! Server ya da sunucu konfigürasyonu, mevcut ihtiyaçlarınızın ve zaman içinde gerekli olabilecek ihtiyaçlar gözetilerek yapılmalıdır. Sanal sunucularda (VPS, VDS), yapılandırma dönemsel olarak müşterinin tercihine göre değiştirilebilir, fiziksel sunucularda ise sistem kaynaklarının artırılması ya da azaltılması donanım gerektireceğinden bu biraz daha zor olabilir.Bu nedenle, kısa vadede tekrar sistem yapılandırma işlemleri ile uğraşmamak ve ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayabilmek için uygun yapılandırmaların tercih edilmesi önemlidir. Sistem kaynaklarının miktarı, kullanılan yazılım ve sistem göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.Çok yüksek sistem kaynakları aşırı maliyetleri ortaya çıkarabilir ve çok düşük sistem kaynakları hiç bir ihtiyacı karşılamayabilir.Örneğin; içerik yönetim sistemi ile kurulan dinamik bir web sitesi, statik HTML web sitelerinden çok daha fazla sistem kaynağı kullanacaktır. Kaliteli Sunucuları Tercih Edin! Web sunucuları, diğer tüm elektronik donanımlarda olduğu gibi aynı fonksiyonu ürettiğini iddia eden, farklı kalite standartlarında üretim yapan firmalar tarafından geliştirilen makinelerdir. Çok ucuz fiyatla kiralanan sunucular büyük ihtimalle 2. ve 3. sınıf donanımlarla oluşturulmuş, niteliksiz kaynaklardır. Bu durumda İhtiyacınız olan kaynağı elde ettiğinizi düşünürken aslında beklentilerinizin oldukça gerisinde bir hizmetle baş başa kalabilirsiniz. Hosting sektörünün lider firmalarından TURHOST, son teknoloji ürünü, üstün kaliteli sunucuları ile yüksek verim elde etmenizi amaçlar. Var olan en gelişmiş donanımları tercih eden ve veri merkezinden alt yapı donanımlarına kadar Dünya’nın önde gelen firmaları ile aynı standartları tercih eden firmamız, yüksek performanslı hosting çözümleri ile her zaman yanınızda!
SSD Sunucuların Farkı Nedir?
SSD Sunucuların Farkı Nedir?
Kişisel bilgisayarlar ve mobil cihazlar gibi bilişim teknolojisi araçları, ana kart, işlemci, Ram ve harddisk’den oluşan donanımlara sahiptir. Anakart, hard diskten alınan verinin RAM’a ulaşmasını ve sonra yine hard diske kaydedilmesini sağlar. Bu işlem sürecinde hard disk verinin saklandığı ve okunduğu birimdir. Bu birimin hızı, tüm işlemin hızını doğrudan etkiler. Veri kaydı; manyetik bantlı disketlerle birlikte hard diskler üzerine yazım şeklinde başladığı yolculuğuna, artık SSD (Solid State Drive) teknolojisi ile devam etmektedir. Manyetik bantlara göre 100 kat, disk biçimindeki hard disklere göre 5 kat daha hızlı olan SSD, gün geçtikçe artan veri işleme hızı sayesinde artık bir sektör standardı halini almıştır. Hard Disk Nedir? Hard disk; sabit disk olarak da adlandırılan ve verilerin herhangi bir enerjiye ihtiyaç duymaksızın saklanabildiği hafıza birimidir.  ROM (Read Only Memory) hafıza birimlerinden farklı olarak içeriği değiştirilebilen bu hafıza birimleri, RAM ‘da (Random Acces Memory) olduğu gibi sistem kapatıldığında veriyi unutmaz. Geleneksel hard diskler, compact disc veri birimlerinde olduğu gibi kutu içerisinde çok yüksek devirlerde dönen bir diske kayıt yapan araçlardır. Yazma ve okuma hızı saniyede 100 mb civarında olan bu sistemler, sürekli dönen cihazlar olduklarından oldukça fazla enerji sarf ederler. Özellikle notebook bilgisayarlar için oldukça büyük bir sorun olan bu durum, beraberinde diskin belli bir süre sonunda zarar görmesine de neden olur. Elektriksel bir yazma ve okuma kafası bulunan hard disk, her yazma ve okuma işleminde yıpranır. Belli bir süre sonunda fiziksel olarak yıpranan birim işlevsiz hale gelir ki, bu süre içerisinde kademeli olarak yazma ve okuma hızı da düşer. Sonuç olarak bir süre sonra bu disklerin tamamen kullanılmaz hale gelmesi kaçınılmazdır. Günümüzde bu sistemler yerini SSD’lere bırakmıştır. SSD Nedir? Solid State Drive (SSD); içinde disk olmayan ve mekanik herhangi bir bileşeni bulunmayan hafıza birimidir. Bütünüyle dijital olarak geliştirilmiş olan SSD diskler, geleneksel hard disklerin 10’da biri kadar enerji harcar ve onlardan en az 5 kat daha hızlıdır. Hard disklerle aynı özelliklere sahip olmakla birlikte, kullanım ömürleri çok daha uzundur ve kullanıldıkları süre zarfında, kullanıma bağlı performans kaybı söz konusu değildir. Sonuç olarak SSD disklerin bağlı oldukları cihazlar; daha az enerji harcar, daha hızlı çalışır, tutarlı ve düzeli performans sunar. Hızlı ve kesintisiz hosting sunma odaklı Turhost, ssd sunucu ve hosting hizmetlerinde SSD kullanımını, maliyetleri gözetmeksizin standart olarak benimsemiştir. Müşterilerimiz için sunduğumuz üstün kaliteli hosing hizmeti; dünyanın en iyi üreticilerinin dijital ürünlerini, sistem bileşeni olarak kullanmayı kapsar. Hızlı, verimli ve ekonomik hosting ve sunucu hizmetlerinden SSD avantajları ile faydalanmak için ürünlerimizi inceleyebilir, destek birimimizle görüşerek daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
Sunucu Yönetiminde Panelin Fonksiyonu Nedir?
Sunucu Yönetiminde Panelin Fonksiyonu Nedir?
Web sunucuları normal koşullarda yalnızca işletim sistemi yüklenerek kullanıcıya teslim edilen donanımlardır. Bu durumda, sisteme yapacağınız her eklenti SSH ismi verilen bir uzak bağlantı arayüzü ile gerçekleştirilebilir. Yani sistem yapılandırmasını gerçekleştirebilmeniz için Linux veya Windows işletim sistemlerinin dillerini ve komutlarını biliyor olmanız gerekir. Bu yöntem web yöneticileri ve ileri düzey hakimiyeti bulunan bilgi teknolojileri uzmanları tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Ancak bu arayüzün herhangi bir, görsel geliştirme aracı bulunmaz. Tüm işlemler komutlarla gerçekleştirilir, komut ekranında takip edilir. Cpanel, Plesk, DirectAdmin gibi kontrol panelleri, sunucuların hemen her fonksiyonunun bir kullanıcı arayüzü üzerinden kontrol edilmesini sağlar. Turhost, sunucu satın almak isteyenler için Cpanel ve Plesk lisansı sağlayabilmektedir ve tüm hosting planlarında kontrol paneli standart olarak kullanıcılara sunulmaktadır. Sistematik Sunucu Yönetimi Sunucu sahipleri, kontrol panelleri sayesinde web sitelerini listeleyebilir, özelliklerini değiştirebilir, yedekleme ve SSL aktivasyonu yapabilir, yeni site ekleyebilir ve farklı uygulamaları sunucuya tanımlayabilir. Kontrol panelleri, tüm sunucunun ve sitelerin sistematik olarak takibini kolaylaştırır. Ayrıca sitelerin sınırlandırılması, durdurulması, tekrar hizmete açılması, veri tabanlarının yönetilmesi, güvenlik özelliklerinin tanımlanması ve yönetilmesi, uygulama havuzundan tercih edilen uygulamaların kurulması ve kaldırılması gibi birçok fonksiyon paneller sayesinde hızlıca gerçekleştirilebilir. Kaliteli Sunucularda Kaliteli Panel Yazılımları Kullanmak Türkiye’nin önde gelen lider hosting sağlayıcıları arasında yer alan Turhost’un sunduğu tüm donanımlar, en iyi şekilde yapılandırılarak kontrol panelleri ve diğer uygulamalarla kusursuz çalışabilecek şekilde müşterilerine sunulur. Unutulmamalıdır ki; yönetim platformları ne kadar gelişmiş olursa olsun, kullanılan donanım uygun olmadığında, sınırlı özelliklerle çalışmak zorunda kalan yazılımlarla verimli çalışmaların yürütülmesi sağlanamaz. Niteliksiz sunucular kontrol paneli yazılımlarının düzgün çalışmamasına neden olabilir ve panel platformları kullanıcı beklentilerini karşılayamaz. Web sitenizin sunucusunu hangi kontrol paneli ile yöneteceğinize karar vermek için Hosting Kontrol Panelleri Karşılaştırması adlı yazımızı okumanızı öneririz.
Sanal Sunucu Nedir?
Sanal Sunucu Nedir?
Web sitesi sahiplerinin “Sanal Sunucu Nedir?”, “Diğer hosting planlarından farkları nelerdir?”, “Sanal sunucu ne zaman kiralanır?” gibi konularda net cevaplara ulaşması, sitelerini doğru temeller üzerine inşa etmelerini sağlayacaktır. Sanal sunucu (Virtual Server), bir sunucunun kaynaklarının bölümlere ayrılmasını sağlayan ve kullanıcılara sunucu üzerinde daha fazla kontrol sunan bir sanallaştırma teknolojisidir. Sunucudan size özel atanan RAM, CPU ve disk alanı; artan trafiğiniz nedeniyle yetersiz gelmeye başlarsa, sanal sunucu ekstra kaynağa sahip olmanızı sağlayacak kadar esnektir. Online satış siteleri, kurumsal web siteleri ve blogların barındırılması dışında sanal sunucular; dosya aktarım protokolü (FTP), veri depolama ve e-posta sunucusu gibi farklı kullanım amaçlarına da hizmet eder. MySQL VPS Server, WordPress VPS Server, IIS VPS Server gibi her türlü sunucu tabanlı uygulamayı sanal sunucunuza kurabilirsiniz. VPS (Virtual Private Server) ve VDS (Virtual Dedicated Server) sanallaştırılma teknolojisi ile oluşturulmuş hosting çözümleridir: VPS (Virtual Private Server)  Sanal Özel Sunucu anlamına gelen VPS, bir dizi sanal sunucuyu tek bir fiziksel sunucuya sığdıran web sitesi barındırma teknolojisidir. VPS üzerindeki web sitelerinin her birisi, kendine ayrılan kaynaklardan daha fazlasına ihtiyaç duyduğunda; diğer kullanıcıların tüketmediği kaynaklardan yararlanabilir. Her bir kullanıcıya root erişimi verildiğinden, VPS; site sahiplerine ihtiyaçlarına uygun ekstra yazılımları eklemek gibi özgürlükler sunar. VPS’de barındırılan bir site, dedicated sunucuda barındırılan bir site gibi kendi RAM ve disk alanına sahiptir ancak, paylaşımlı hosting gibi, diğer sitelerle aynı işlem kapasitesini (CPU) kullanır. Dolayısıyla, sitenizin performansı paylaşılan bir işlemciye bağlıdır. İşlemci payının dağıtımı sağlayıcıdan sağlayıcıya değişir. Ayrıca veriler tek bir fiziksel sunucu üzerinde tutulduğundan olası sorunlarda yedeklilik sıkıntısı söz konusu olabilir. Ancak Turhost; Gelişmiş NVME SSD Disk altyapısı, yüksek performanslı Intel Xeon E5 işlemciler ve gelişmiş KVM sanallaştırma teknolojisi ile VPS sunucuların performansını artırmış ve altyapı izolasyon sorunlarını engellemiştir. VDS (Virtual Dedicated Server) VDS (Sanal Atanmış Sunucu); her bir kullanıcının yalnızca kendine atanan kaynakları kullandığı, diğer sitelerin kaynaklarından yararlanmadığı, paylaşımsız sunucu türüdür. VDS üzerindeki web siteleri birbirlerinin performanslarını etkilemez. VDS’te barınan bir web sitesi, trafiğe bağlı olarak geç yüklenme sorunları yaşamaz. VDS, root erişimi nedeniyle sunucunuzu, web sitenizin ihtiyaçlarına göre yapılandırmanızı sağlar. Özellikle hosting ortamında değişiklikler yaparak sunucularını özelleştirmek isteyen teknoloji meraklıları ve web geliştiricileri için root erişimi, dedicated sunucu kiralamak zorunda kalmadan çok daha uygun fiyata elde edebilecekleri bir avantajdır. Turhost VDS sunucular; KVM ile sanallaştırılıp bulut teknolojisi ile güçlendirilmiştir. NVME SSD Disk altyapısı ve 40 Gbit ağ erişim kapasitesi ile dedicated sunucu kiralamış gibi bir performansa ve tamamen izole bir ortama sahip olmanızı sağlar. VPS ile VDS Arasındaki Farklar VPS’te kaynaklar yazılımsal olarak bölüştürülür ve eşit olarak dağıtılır. VDS’de ise kaynaklar donanımsal olarak ayrılmıştır ve bir sitenin kaynakları; sunucuda bulunan diğer siteler tarafından kullanılamaz. VDS; VPS’e göre daha pahalıdır. VPS ile kullanıcıların sunucu üzerinde sahip oldukları yetki, VDS’tekinden daha kısıtlıdır. VPS’in kaynakları, üzerinde barınan tüm web siteleri arasında ortak olarak kullanılır. VDS’in kaynakları her bir kullanıcıya belirli miktarda atanır ve diğer kullanıcılarla paylaşılmaz. VPS’te barınan web siteleri diğer sitelerin performansından etkilenebilir. VDS üzerindeki siteler, diğerlerinin performansından etkilenmez. VPS, VDS ve Paylaşımlı Hosting Arasındaki Farklar SANAL SUNUCULAR, PAYLAŞIMLI HOSTİNGE GÖRE TRAFİK DALGALANMALARIYLA DAHA KOLAY BAŞA ÇIKAR. Paylaşımlı hosting, bir sunucunun tüm kaynaklarının aynı sunucuda barındırılan çok sayıda web sitesi tarafından kullanılmasıdır. VPS ve VDS’te paylaşımlı hostingten daha az web sitesi barındırılır, bu nedenle sitenize daha fazla kaynak tahsis edilebilir. Bellek alanı ve bant genişliği açısından, web sitenizin performansı diğer kullanıcıların kullanım özelliklerine göre değişir, bu özellik paylaşımlı hostingin VPS’le ortak, VDS’ten farklı olan yönüdür. VPS ve VDS; sunucu kontrolü bakımından paylaşımlı hostingten çok daha fazla yetki vaat eder. Sanal sunucular (VPS ve VDS), paylaşımlı hostinge göre daha yüksek ölçeklendirme düzeyine sahiptir. Paylaşımlı hosting, sanal sunuculardan (VPS ve VDS’ten) daha ucuzdur çünkü VPS ve VDS’te; bir sunucuyu daha az kullanıcı paylaşır. VPS ve VDS’te; web sitenize ait dosyalar, diğer kullanıcılardan ayrı tutulduğu için güvenlik ve gizlilik konusunda paylaşımlı hostingten daha yalıtılmış bir ortam söz konusudur. Sanal sunucular (VPS ve VDS); hafta sonları, özel kampanya dönemleri ya da bir gönderinizin sosyal medyada birden yayılması gibi durumların yarattığı trafik dalgalanmaları ile daha kolay başa çıkabilir. VPS ve VDS’te sunucuyu yapılandırmak için teknik bilgi ve deneyime ihtiyacınız olabilir. Paylaşımlı hostingte bir sitenin kaynak kullanımı diğer sitelerin performansını etkiler. VPS, VDS ve Dedicated Sunucu Arasındaki Farklar DEDİCATED SUNUCUDA TÜM KAYNAKLAR TEK BİR KULLANICIYA AİTTİR VE BİRDEN FAZLA WEB SİTESİ BARINDIRILABİLİR. Dedicated sunucu; bir kullanıcının dilerse birden fazla web sitesini ya da güçlü tek bir web sitesini barındırabileceği, hızlı, güvenli ve özelleştirilebilir bir sunucu türüdür. Dedicated sunucunuzda dilediğiniz işletim sistemini çalıştırabilirsiniz. Fiziksel sunucu da denen Dedicated Sunucu, tüm sunucunun sadece bir kullanıcı tarafından kullanılmak üzere kiralandığı hosting türüdür. Sanal sunucular (VPS ve VDS) ise birden çok kullanıcının bir sunucuyu paylaşması mantığına göre çalışır. Sanal sunucularda (VPS ve VDS); dedicated sunucularda olduğu gibi, sunucunuz üzerinde tam denetime sahip olamazsınız. Dedicated sunucular; yüksek performanslı veritabanları ve büyük miktarda veri işleme gerektiren yoğun RAM kullanan uygulamalar için harika seçeneklerdir. Sanal sunucular (VPS ve VDS); kaynaklar paylaşıldığından, daha küçük çaplı projeler için uygundur. Sanal sunucular; küçük ve orta ölçekli işletmelerin trafik yükünü tolere edebilir. Dedicated sunucular ise; orta ve yüksek trafiğe sahip web siteleri için uygundur. Dedicated sunucu; maliyeti ve performansı en yüksek barındırma türüdür. Dedicated sunucuların bakımı kullanıcıya ait olduğundan, sanal sunuclardan (VPS ve VDS) daha fazla teknik uzmanlık gereklidir. VDS; izolasyon önlemleri ve performans açısından Dedicated sunucu ortamına en çok benzeyen hosting hizmetini sunmaya çalışır. VPS’de de izole bir ortam söz konusudur ancak dedicated sunucunun performansına ulaşamaz. Komşu sitelerden etkilenme riskini almak istemeyen ve CPU kaynağını paylaşmak istemeyenler için Dedicated Sunucu ideal bir barındırma çözümüdür.   VPS, VDS ve Bulut Sunucu Arasındaki Farklar SUNUCULARDAN BİRİ ÇÖKSE BİLE, DİĞERLERİ SAYESİNDE HERHANGİ BİR AKSAMA YAŞANMAZ VE İNTERNET KULLANICILARI, WEB SİTELERİNE KESİNTİSİZ OLARAK ERİŞİR. Bulut sunucu (Cloud Server) ile web sitenizin / sunucunuzun içeriği networkle birbirine bağlanmış çok sayıda sunucuda depolanır. Bu nedenle sanal sunuculardan (VPS ve VDS’ten) temel farkı daha fazla sunucu kaynağı sağlamasıdır. Bulut sunucu yüksek performans gerektiren web siteleri için önerilmektedir. VPS ve özellikle VDS, güvenlik ve özelleştirme seçenekleri açısından, bulut sunucudan daha avantajlıdır. Trafikte dalgalanmalar yaşama potansiyeli olan ve kesintisiz çalışma süresinin (uptime oranı) çok önemli olduğu siteler için bulut sunucu oldukça kullanışlıdır. İlgili İçerik: ” Bulut Sunucunun Avantajları ” adlı yazımızı okuyabilirsiniz. Ne Zaman Sanal Sunucu Kiralamalısınız? Trafik Artışı ve Geç Yüklenen SayfalarZiyaretçilerinizin sayısı önemli ölçüde artmışsa ve siteniz geç yükleniyorsa, paylaşımlı hosting planları sitenizin gereksinimlerini karşılamak için yetersiz kalabilir. Güvenlik ve GizlilikOnline satış siteleri gibi güvenlik ve gizlilik gerektiren veriler sitenizde barındırılıyorsa, sanal sunucular (VPS ve VDS); paylaşımlı hosting’ten daha güvenli seçeneklerdir. Ayrıca sanal sunucular kendi güvenlik yazılımınızı kurmanıza olanak tanır. BellekBazı durumlarda, site bilgileriniz sunucunuzdan istendiğinde 503 sunucu hatası gibi yükleme hataları vermeye başlayabilir. Bundan kurtulmak için sitenizi paylaşılan bir sunucudan, sanal sunuculara yükseltebilirsiniz. ÖzelleştirmePaylaşımlı hostingin standartları sitenizin işlevselliğini desteklemiyorsa, sitenizi daha iyi yapılandırmak için root erişimi sağlayacak bir sanal sunucu ortamına geçmenizin zamanı gelmiştir. Özet Sanal sunucu nedir? sorusu hakkında detaylı ve kapsamlı bilgiler paylaşmaya çalıştığımız yazımızda, sanal sunucu kiralamak isteyenler için diğer hosting çözümleri ile farklarını açıklamaya çalıştık.   Sanal sunucular (VPS ve VDS), henüz dedicated sunucu kiralayacak kadar kaynağa ihtiyaç duymayan, ancak paylaşımlı hostingin olanaklarının yeteri kadar destekleyemediği web siteleri için; fiyat, performans ve güvenlik açısından uygun seçeneklerdir. Sanal sunucular (VPS ve VDS); paylaşımlı hostingten daha fazla kontrol, esneklik ve performans sunduğu için; kişisel web sitelerinden online satış sitelerine kadar, 100 GB ve üstünde depolama alanına ihtiyaç duyan her tür web sitesi tarafından rahatlıkla tercih edilebilir. Aktifhost; bulut altyapılarının entegrasyonu ile VPS ve VDS sunucuları modernize etmiştir: Aktifhost, gelişmiş NVME SSD Disk altyapısı ve 40 Gbit ağ erişimi  ile sunucu hızını yükseltmiş, sunucu yedekliliği ve veri yedekliliğini üst seviyeye taşımıştır. Aktifhost, yüksek performanslı Intel Xeon E5 işlemcileriyle, işlemci performansını standart sunuculara göre çok daha ileri seviyelere çıkarmıştır. Aktifhost, gelişmiş KVM sanallaştırma teknolojisini daha da hızlandırarak VPS teknolojisinin klasik izolasyon sorunlarını tamamen engelleyen sanal sunucu çözümleri sunmaktadır.
Bulut Teknolojisi Nedir?
Bulut Teknolojisi Nedir?
Bilgisayar ve mobil kullanıcı sayısının gün geçtikçe artması; veri depolama çözümlerine yönelenlerin ve Bulut Teknoloji Nedir? sorusuna yanıt arayanların sayısını artırıyor. Diğer adı Bulut Bilişim olan ve en popüler veri depolama çözümü diyebileceğimiz Bulut Teknolojisi (Cloud Computing), “bulut” kelimesini “İnternet” için bir metafor olarak kullanır. Bulut Teknolojisi; size ait verilerin bilgisayarınızın sabit diskinde depolanması yerine, üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları tarafından, internet üzerinden erişebileceğiniz şekilde, fiziksel ya da sanal sunucularda saklanmasıdır. Amazon, Microsoft Azure, Dropbox, Facebook, Spotify, Netflix, Gmail gibi bulut alt yapısına sahip hizmet sağlayıcılar tarafından, kullanıcılara ait dosya ve uygulamaların depolanması ve internet üzerinden erişimlerinin mümkün olması bulut teknolojisi sayesindedir. Bulut Teknolojisi; depolama alanı, veritabanları, ağ, yazılım gibi bilgi işlem hizmetlerinin online sunulması olarak özetlenebilir. Bulut teknolojisinde, veri dosyalarının kopyalarını ayrı ayrı istemci cihazlara dağıtılması yerine bulut sunucularda tutulması esastır. Yani Netflix gibi video paylaşımı yapan bulut servisleri, müşterilerine DVD göndermek yerine, videoları internet üzerinden görüntüleyebilecekleri bir uygulamayla aktarır. Bulut bilişim pazarının, her geçen yıl büyümesini etkileyen faktörlerin başında şirketlerin, donanıma büyük miktarda bütçe ayırmak yerine bulut sağlayıcılarının donanımlarını (sunucu ve ağ bileşenlerini) kullanmak istemesi gelir. Ancak bulut teknolojisinin büyümesi sadece büyük işletmeler tarafından değil; evde, işte, yolda bulut bilişim hizmetlerine bağlanan tüketiciler tarafından da yönlendirilmektedir. Dünya nüfusunun %11’i yani 1,2 milyar kişi, Facebook kullanarak belki de farkında bile olmadan bu büyümeye katkıda bulunmaktadır. Bulut teknolojisi; genel, özel ve hibrit olarak sınıflandırılan dağıtım türlerine sahiptir. Genel Bulut (Public Cloud) Genel bulut bir hizmet sağlayıcısının internet üzerinden kaynaklarını, kullanmak isteyen herkese açmasıdır. Amazon, Microsoft ve Google gibi dev teknoloji firmaları genel bulut sağlayıcıları arasındadır. Genel bulut sağlayıcısı sahip olduğu veri merkezinin (tüm donanım, yazılım ve destekleyici altyapı bileşenlerinin), yönetiminden ve bakımından sorumludur. Genel bulut dağıtımları, çoğunlukla web tabanlı e-posta (Gmail, Yahoo, Hotmail vs), online ofis uygulamaları, depolama, test ve geliştirme amacıyla kullanılır. Genel bulut sağlayıcılarının bazıları ücretsiz kaynaklar sunarken, bazıları abonelik ya da ücret karşılığında hizmet sağlar. Genel Bulutun Avantajları Düşük Maliyet: Tüm veriler hizmet sağlayıcının veri merkezinde saklandığından donanım, yazılım satın almanıza gerek kalmaz. Sadece kullandığınız servisin ücreti kadar ödeme yaparsınız. Ayrıca büyüyen bir şirketin ek bir donanım edinmesi ya da genişleyen bir ağ kurmasını gerektiren masraflar da söz konusu değildir. Sunucu Bakımı Muafiyeti: Hizmet sağlayıcı verilerin depolandığı sunucunun bakımını sağlamakla yükümlüdür. Kullanıcı ya da müşterilerin böyle bir sorumlulukları yoktur. Zaman Tasarrufu: Hizmet sağlayıcı; sunucunun tedarik süreçleri, işletim sisteminin kurulması, yapılandırılması gibi işlemlerden sorumlu olduğundan kullanıcıların bu tür konulara vakit ayırmasına gerek yoktur. Sınırsız Ölçeklenebilirlik: Artan ihtiyaçlarınız oranında kaynak artırımı talebiniz kolaylıkla karşılanır. Yüksek Güvenilirlik: Genelde işletmelerin veri merkezleri tek bir coğrafi bölgede konumlandığından kötü hava koşulları, elektrik kesintileri gibi sorunlara maruz kalabilirler. Ancak Microsoft ve Google gibi genel bulut sağlayıcıları, birçok farklı bölgede, geniş bir server ağına sahiptir. Yani veri merkezlerinden biri çökse bile, diğerleri sayesinde herhangi bir aksama yaşanmaması garantilenmeye çalışılır. Bu da çoğu işletmenin kendi kendine sağlayabileceğinden daha yüksek bir güvenilirlik seviyesi anlamına gelir. Genel Bulutun Dezavantajları Kontrol: İşletmeler, sistemlerini ve verilerini üçüncü bir tarafın yönettiği donanıma yerleştirdikleri için, verilerin gizliliği ve dijital güvenliği konusunda tam bir kontrole sahip değildir.Güvenlik: Donanım kaynağı birden fazla kullanıcı tarafından paylaşıldığından, veri hırsızlığı gibi güvenlik sorunları yaşanabilir.Performans: Sunulan hizmet ağının performansı, internet bağlantısının hızına bağlıdır.Sürpriz Maliyet: Uygulama kullanımı için ani bir fiyat artışının olması kullanıcıların mağduriyetini doğurabilir. Büyük miktarda veriyi genel bulut içinde ya da dışına taşımanız gerektiğinde sürpriz ödemelerle karşılaşabilirsiniz. Özel Bulut (Private Cloud) Özel Bulut; donanım, depolama, uygulama gibi bulut tabanlı kaynakların tümünün yalnızca tek bir kurum tarafından yönetilmesi ve kullanılmasıdır. Yani kurumun kendisi özel bulutun sahibi ve yöneticisi konumundadır. Kaynaklar kurumun çalışanları, ortakları ve müşterileri tarafından internet üzerinden ya da kurum içi ağ üzerinden kullanılır. Özel bulutlar çoğunlukla veri gizliliğini önemseyen büyük kuruluşların tercihidir. Özel Bulutun Avantajları Kontrol: Uzaktan erişimi sınırlandırmaya imkan vermesinin yanı sıra, depolama, kaynak yönetimi, ölçeklenebilirlik ve yapılandırma gibi hususlar kurumun kontrolündedir. Güvenlik: Kaynaklar kullanıcıya özel olduğundan altyapı ve sistemler yüksek düzeyde güvenlik sağlayacak şekilde yapılandırılabilir. Özelleştirme: Donanım ve diğer kaynakların şirketin ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirme yetkisi, şirketin kendisindedir. Gizlilik: Kuruluşlar, sahip oldukları hassas verilere yalnızca kendilerinin erişebilecekleri konusunda daha büyük güvenceye sahiptir. Performans: Ağ daha hızlıdır. Öngörülebilir Fiyatlandırma: Kurumun kendisi gereken donanım, yazılım ve altyapıyı tedarik etmekten sorumlu olduğundan, özel buluta dair giderler tahmin edilebilir. Özel Bulutun Dezavantajları Maliyet: Özel bulut, özellikle başlangıçta oldukça pahalıya mal olabilir çünkü kurum hemen hemen her şeyi kendisi temin etmek zorundadır. Bakım ve Destek: Kurum kendi özel bulutunu yönetmekten ve işletmekten sorumlu olduğundan, özel bulut kaynaklarının dağıtım, tedarik, güvenlik ve bakımını aktif bir şekilde takip etmek zorundadır. Hibrit Bulut (Hybrid Cloud) Hibrit bulut, bir özel bulut hizmetini, bir veya daha fazla genel bulut hizmeti ile birleştiren ve ikisinin arasında iletişimi sağlayan yazılımsal bir çözümdür. Hibrit bulut; bir işletmenin hassas iş yükleri için şirket içi özel bulutu, arşivleme, test ve geliştirme gibi iş yükleri gibi daha az kritik durumlar için genel bulutu kullanmasını sağlar. Hibrit bulut; tatil sezonu gibi dönemlerde ani talep artışları yaşayan işletmelerin, özel bulutta çalışan uygulamaları için genel bulutun ek kaynaklarını kullanmasına imkan tanır. Hem bu şekilde değişkenlik gösteren iş yükleri için, hem de büyük veri işlemenin söz konusu olduğu durumlar için hibrit bulut oldukça elverişlidir. Hibrit Bulutun Avantajları Gizlilik: Hibrit bulut, veri güvenliği açısından özel bulutun artılarına sahiptir. İşletmelere ait hassas verilerin güvence altına alınmasını sağlar. Süreklilik: Altyapının bir kısmında herhangi bir aksaklık yaşanması durumunda çalışmalarınız durma noktasına gelmeyecektir. Esneklik: İş yoğunluğunun arttığı dönemlerde pahalı ve bakım gerektiren yeni donanımlar eklemek yerine ihtiyaç duyulan bilgi işlem kaynaklarının anında ve esnek bir şekilde eklenmesi ya da çıkarılmasına imkan tanır. Hız: Veri yükleme süreleri ve aktarım hızları en iyi seviyeye ulaşacak şekilde yapılandırılabilir. Maliyet: Genel bulut kısmı için sadece kurumun ihtiyacı olan hizmet kadar ödeme yapıldığı için maliyet avantajına sahiptir. Fonksiyonellik: Maksimum iş yükü yönetimi sağlanır. Test Aşamalarında Kolaylık: Hibrit bulut ile; düşük maliyetlerle ve zaman kaybı yaşamadan test çalışmalarının sürdürülmesi, projelerin geliştirilmesi, tamamlanması ve uygun ortama taşınması kolaylaşır. Hibrit Bulutun Dezavantajları Altyapı: Hibrit bulutun verimli çalışabilmesi için; özel bulut, genel bulut sağlayıcılarına erişebilmeli ve bunlarla etkileşime girmelidir, bu nedenle, hibrit bulut API uyumluluğu ve sağlam ağ bağlantısı gerektirir. Teknik Destek: Hibrit buluta dahil olan özel bulutun kurulumu, yönetimi, güvenliği, bakımı ve genel bulutun API uyumluluğu gibi durumlar için gereken teknik destek kurumun sorumluluğundadır. Maliyet: Uzun vadede tasarruflu olsa da başlangıçtaki kurulum maliyeti, bir genel buluta kıyasla daha yüksektir. Karma bir bulut ortamı oluştururken gereken donanım, bütçenizden önemli bir pay ayırmanızı gerektirir. Güvenlik: Maksimum veri güvenliğini sağlamak için bulut teknoloji uzmanları tarafından önleyici adımlar atılmalıdır. Bulut Teknolojisi Hizmet Modelleri Bulut bilişim bilgi sistem türleri de denen bulut teknolojisi hizmet modelleri olan IaaS, PaaS ve SaaS’ın her biri, kullanıcılara şirket içi barınmanın sağlayamayacağı seçenekler sunar. Kolay anlaşılması için IaaS kendin pişir kendin ye, PaaS eve yemek siparişi, SaaS ise dışarda yemek yemeğe karşılık gelir diyebiliriz. IaaS (Infrastructure as a Service) Altyapı Hizmeti IaaS işletmelere depolama, ağ oluşturma ve sanallaştırma gibi hizmetler sunan, kullandıkça öde sistemine dayalı bir bulut altyapı hizmetidir. İşletmeler IaaS sayesinde pahalı kaynaklara yatırım yapmaktan kurtulur. IaaS ile, ihtiyaç duyduğunuz şeyi, ihtiyaç duyduğunuz kadar satın alabilir ve işiniz büyüdükçe daha fazlasını talep edebilirsiniz. IaaS bulut altyapısı ile şirketler yazılım ve donanıma dair tüm kontrolü ellerinde tutar ancak teknolojik olarak düzgün çalıştıklarından güvende olmalarından da şirketin kendisi sorumludur. IaaS, oldukça esnek ve ölçeklenebilir çözümler sunar, düşük maliyetlidir ve çoğul kullanıcılar tarafından ulaşılabilir. Altyapı kontrolünü de size bırakır, dilerseniz IaaS platformlarına kendiniz erişebilir ve onları denetleyebilirsiniz. IaaS, işletmelerin çoğuna ve her tür bütçeye uyan bir bulut bilişim modelidir. DigitalOcean, Microsoft Azure, Google Compute Engine, Rackspace, Amazon Web Services bulut tabanlı altyapı hizmetine örnek verilebilir. PaaS (Platform as a Service) Platform Hizmeti PaaS, yazılım ve uygulama geliştirmek isteyenlere, Google App gibi internet üzerinden donanım ve yazılım araçları sağlayan bir bulut hizmeti modelidir. PaaS yazılım değil, yazılımları oluşturmak için farklı geliştiricilerin erişebileceği online bir platform sağlar. PaaS, geliştiricilerin yazılım güncellemeleri gibi görevler yerine yaratıcılığa odaklanmasına olanak tanır ve genellikle bir uygulama geliştirmenin en uygun maliyetli yoludur. Ayrıca PaaS; çoğul kullanıcılar tarafından ulaşılabilir, işinizin büyüklüğüne göre ölçeklendirilebilir, sanallaştırma teknolojisine dayalıdır ve kapsamlı sistem yönetimi bilgisi olmadan kolaylıkla çalıştırılabilir. Kullandıkça öde esasına dayalıdır. PaaS, bir servet harcamadan ya da kaynakların tüm sorumluluğunu üstlenmeden uygulama geliştirmek isteyen işletmeler için popüler bir seçimdir. PaaS, genellikle sistem yönetimi ihtiyacını azaltmak için bir IaaS platformunun üstüne inşa edilir. PaaS sayesinde geliştiricilerin uygulamalar oluştururken sıfırdan başlamasına, kapsamlı kod yazma konusunda çok fazla zaman harcamasına gerek kalmaz. SaaS (Software As a Service) Yazılım Hizmeti SaaS platformları, kullanıcıların web sitesi veya e-posta gibi yazılımları internet üzerinden genellikle aylık abonelik ücreti karşılığında kullanabilmelerini sağlar. SaaS, yazılımları, bilgisayarınıza yazılım uygulamaları kurmanıza gerek kalmadan internet üzerinden hesabınıza giriş yaparak kullanmanızı sağlar. Yazılıma dilediğiniz zaman, herhangi bir cihazdan, bir internet bağlantısı olduğu sürece erişebilirsiniz. Aynı yazılımı kullanan herkes için bu geçerlidir. Modern SaaS platformlarının çoğu IaaS veya PaaS platformlarında inşa edilmiştir. Ayrıca SaaS sayesinde yazılımı ofisinizdeki birden fazla bilgisayara indirmek ve her bilgisayarda güncel tutmaya çalışmanıza gerek kalmaz. Dropbox, Salesforce, Cisco WebEx bulut tabanlı yazılım hizmetine örnek verilebilir.
Colocation Nedir?
Colocation Nedir?
Online aktivitenin ve veri üretiminin artması, barındırma çözümlerine; sunucu ve veri merkezlerine olan talebin artması anlamına geliyor. Bu nedenle Colocation Nedir? sorusu bilgi işlem alt yapılarında maliyeti düşük tutmak isteyenlerin peşine düşmesi gereken önemli bir soru. 2019’da 31 milyar dolar değerinde olan Colocation pazarının, 2025 yılına kadar % 100 büyüme göstereceği ve 58 milyar doların üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. 2021’in sonunda ise IP trafiğinin 20,6 zettabayta ulaşması bekleniyor. Bunun 2016’da 6,8 zettabayt olduğunu ve bir zettabaytın bir milyar terabayta yani bir trilyon gigabayta eşit olduğunu düşünürsek büyümenin boyutlarını daha iyi kavrayabiliriz. Peki Colocation ne anlama geliyor? Hadi öğrenelim! Colocation Nedir? İşletmenizin bilgi işlem donanımı ve altyapısı için bir hosting firmasının sunucuları üzerinde alan kiralamak başlangıç için daha uygun olsa da zamanla değişen ve artan ihtiyaçlar kendi sunucularınızı satın almanızı gerektirebilir. İşte tam da bu noktada işletmeler iki seçenekle karşı karşıya kalır: Şirket bünyesinde bir veri merkezi yapılandırması kurmak ya da kendi sunucularının barındırılması için bir veri merkezinden alan kiralamak. Çoğu işletme için bilgi işlem alt yapılarının kesintisiz çalışmasını sağlayacak donanımı kendi bünyesinde yapılandırmak oldukça maliyetlidir. Bu; her biri için yalnızca birkaç sunucu rafı gereken birden çok işletmenin sunucularının “birlikte konumlandırılması” çözümüne dayanan COLOCATION hizmetinin doğmasına yol açmıştır. Colocation; bir veri merkezinde genellikle hosting firmalarının kiraladığı bir alanda farklı şirketlerin kendi sunucularını barındırması olarak tanımlanır. Bu nedenle ülkemizde sunucu barındırma olarak da bilinir. Colocation, işletmeleri kendi veri merkezini kurma maliyetinden kurtarır çünkü yüksek hızlı bağlantılara sahip güvenli ve modern bir veri merkezi inşa etmek ve bakımını yapmak çoğu kuruluş için olağanüstü derecede pahalıdır. Veri merkezleri; kablo seçiminden soğutmaya, hava filtrelemeden güvenliğe kadar, sunucuların en verimli şekilde barındırılması için tasarlanmıştır. Veri merkezlerinde, sunucular şifreli kafeslerde, çeşitli yedeklilik ve güvenlik önlemleri alınarak, potansiyel elektrik kesintilerine ve doğal afetlere karşı korunaklı ortamlarda barındırılır. Colocation’ın Artıları Colocation sunucuların kurum içinde bulundurulmasının getirdiği, optimum çevre koşullarının ve kesintisiz veri erişimin sağlanmasını gerektiren tüm yüklerden kurtulmanızı sağlar. Colocation’ın tercih edilme nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz: Güvenilirlik Şirket içi barındırma depremden yangına, kasırgadan bozuk su şebekesine kadar birçok tehlikeye karşı savunmasızdır. Veri merkezleri ise hava koşullarına bağlı elektrik ve internet kesintileri dahil yangın, deprem ve sel gibi olağanüstü durumlar düşünülerek tasarlanmıştır. Maliyet Colocation, bir işletmenin sıfırdan bir veri merkezi kurmasından çok daha ekonomiktir. Şirket içi barındırma için gereken soğutma ve enerji ihtiyaçları gibi maliyetleri ortadan kaldırır. Ayrıca sabit ödeme planı nedeniyle bir işletmenin aylık giderler açısından sürprizler yaşamasını engeller. Ölçeklenebilirlik Colocation, ihtiyacınız kadar ödeme yapılabilen bir hizmet modelidir ve bir kuruluşun mevcut ihtiyaçlarına göre kolaylıkla ölçeklendirilebilir. İlgili maliyetlerin öngörülebilir olması büyüme tahminlerinde de kolaylaştırıcı bir unsurdur. Güvenlik ve Denetim Colocation hizmetinin sunulduğu tesislerin çoğu, birçok işletmenin kendi veri merkezinde sağlayamadığı üstün güvenlik özelliklerine ve birden çok güvenlik katmanına sahiptir. Ayrıca veri merkezleri, gereken prosedürlerin uygunluğunu doğrulamak için Ödeme Kartı Sektörü Veri Güvenliği Standardı (PCI DSS) ve Hizmet Organizasyonu Kontrolü 2 (SOC II) gibi denetimlerden geçer. Veri merkezi denetimleri yalnızca bir rafa kimin erişebileceğini doğrulamakla kalmaz, aynı zamanda arka plan kontrolleri ve bakım prosedürlerini de doğrular. Kesintisiz Güç Kaynakları Veri merkezleri tasarımları gereği 365 gün 24 saat hizmet sunacak kesintisiz güç kaynaklarına ve yedekli yapılandırmalara sahiptir. Müşterilerinizin Dünya’nın her yerinden her an web sitenizi görüntüleyebilmesi ve sipariş verebilmesi, çalışanlarınızın sisteminize kesintisiz erişebilmesi için tasarlanmışlardır. Çoğu işletmenin tek başına bu boyutta çaba ve finans gerektiren güç kaynakları ile kendi veri merkezini donatması ve çalışabilirliğini sürdürmesi imkansızdır. Colocation’ın Eksileri Colocation bazı işletmeler için, özel bir veri merkezi oluşturmakla kıyaslandığında tasarruflu bir seçenek olsa da maliyet hesabı yapılırken dikkate alınması gereken bazı noktalar söz konusudur: Maliyet Başlangıçta donanım ve yazılımların satın alınması temel hosting çözümlerinden daha maliyetlidir ve bakım, güncelleme gibi durumlar için personel gerekliliği de ​​maliyetleri artırabilir. Konum Colocation için seçtiğiniz veri merkezinin şirketinize olan uzaklığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bakım gibi manuel çalışılması gereken durumlar, personelinizin seyahat ederek sunucularınıza erişmesini gerektirir, bu da seyahat masrafları doğuracaktır. Uzun Vadeli Sözleşmeler Uzun vadeli bir sözleşmede sıkışıp kalmak fiyatlar düştüğünde yeniden müzakere olasılığını ortadan kaldırabilir. Ayrıca aylık maliyetin, bant genişliği kullanımındaki dalgalanmalara göre değişmesi gibi herhangi bir ek ücretin söz konusu olup olmadığından emin olmak için sözleşmeyi gözden geçirmeniz önerilir. Özet Colocation nedir? sorusunu bir şirketin sunucularını bir veri merkezinde barındırmasının uygun maliyetli yolu şeklinde yanıtlayabilir ve Colocation’ın, stratejik hedefler için güçlü bir seçenek olduğunu söyleyebiliriz.
Kurumsal Mail Hosting Nedir?
Kurumsal Mail Hosting Nedir?
İş için kullanılan mailler; proje detayları, fiyat teklifleri, ihale ya da sipariş bilgileri ile ilgili yazışmaları içerdiğinden iş akışının sürekliliği açısından büyük önem taşır. Mail hizmetine dair kota problemleri ya da spam gibi herhangi bir aksaklık, işlerinizi aksatabilir ve maddi zararlara neden olabilir. Kurumsal Mail Hosting; maillerinizde oluşabilecek olası sıkıntıları önlemeyi hedefler. Yüksek disk kapasitesi ile binlerce e-postayı arşivlemenizi ve antispam özelliği ile istenmeyen maillerden kurtulmanızı sağlar. Ayrıca % 100 mobil özelliği sayesinde, maillerinizi işyerinizden uzaktayken de akıllı telefonunuzdan kontrol edebilir, mail gönderimi yapabilirsiniz. Kurumsal Mail Hosting’in (Profesyonel E-Posta’nın) Avantajları iPhone ya da Android işletim sistemine sahip akıllı telefonunuzun tarayıcısı ile % 100 mobil uyumlu arayüze giriş yaparak e-posta gönderebilir ve gelen e-postalarınızı okuyabilirsiniz. SPF, Bayes, Reverse DNS, RBL (Antispam) kontrol servisleri ile istenmeyen (spam) e-postalardan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. 50 GB‘a kadar yüksek depolama alanı ile dilediğiniz kadar mail arşivleyebilirsiniz. Ücretsiz SSL şifrelemesi desteği sayesinde cep telefonunuz ya da bilgisayarınızdan e-posta sunucusuna yönlenen trafiğin şifrelenmesini sağlar. Kritik bilgilerinizin başkalarının eline geçmesinden korunmuş olursunuz. Dilediğiniz zaman kota arttırımı yapabilir, bir üst pakete geçmeden e-posta hesapları ekleyebilirsiniz. Adres defteri, takvim ve görev yöneticisi gibi özellikleri kullanarak çalışmalarınızı organize edebilirsiniz. Kullanımı dostu arayüz sayesinde Outlook gibi istemcilere bağlı kalmadan e-postalarınızı yönetebilirsiniz. Kural yönetimi sistemi ile gelen e-postalarınızı dilediğiniz gibi yönetebilir, farklı klasörlere atayabilirsiniz. Gmail, Yahoo, Office365, Exchange ve diğer hesaplarınızdaki mailler için e-posta taşıma işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Kurumsal Mail Hosting Nasıl Alınır? Ücretsiz olarak Groupware ve Antispam özelliklerine sahip olabileceğiniz kurumsal e-posta hizmetimizi satın almak için, Aktifhost’un Kurumsal mail hosting paketlerini inceleyerek ihtiyacınız olan disk kapasitesi ve mail hesabı adedini seçip “Satın Al” butonuna tıklamanız yeterli. Ödeme işlemini gerçekleştirdiğinizde, kurumsal e-posta hizmetiniz anında aktif hale gelecektir.